‘Türk Düğünü’ kitabı, 22 kısa öyküden oluşmaktadır. Kitap kapağı tasarımında da ‘We Made History’ yani ‘tarih yazdık’ ibaresi, kitap içeriğinde birkaç hikâyeye uyarlanabilecek bir ibare olmuş. Bu hikâyelerin her birinde samimiyeti, sıcaklığı, gerçek hüznü gördüğümüz aşikâr. Emir Kalkan, hikâye kişilerini, soğuk olan bizlerden değil, Anadolu’nun sıcak insanlarından, gerçeği yaşayan insanlarından seçmiştir. İlk hikâyede düşünceli bir esnafı işlerken, bir başka hikâyede bozlağıyla köyünü kurtarmaya çalışan bir Kamber Ağa’yı işlemiştir. Öyle duygulu hikâyelerle karşılaştım ki okurken. Benim de duygusal kişiliğimden olsa gerek, böyle hikâyeleri ya gözlerim dolarak ya da dudağımda hafif bir gülümseme ile okuyarak bitiriyorum. Bir solukta okunabilecek bir kitap olan Türk Düğünü, Türk insanını anlatmaktadır. Onun yardımseverliğini, Şakir Efendi gibi düşünceliliğini, Kamber gibi fedakârlığını, Döne Hatun gibi gözü karalığını, mezarlıkta karşılaşılan bir ayağını savaşta kaybeden adamın ve o mezarlarda yatanların vatan sevgisini anlatıyor. Dili çok nahif bir şekilde kullanan yazar, hikâyelere karşı onulmaz bir his beslemememize de engel olamamıştır. Verilen hikâyelerde yer alan olaylar, kişilikler mazimizi anlatır. Şimdilerde bu hikâyelerde verilen Türk insanı tipleri var mıdır derseniz, elbet vardır. Bilmediğimiz köylerde, bilmediğimiz köşelerde.. Gidip görmek gerekmez, çünkü artık şehir insanı gittiği her yeri kurutuyor tabiri caizse. Onları da rahat bırakmalı, kanlarına girmemeli, ruhlarını yormamalı...
Emir Kalkan, Türk insanının mertliğini, onlarla kimsenin baş gelemeyeceğini ‘Bozlak’ hikâyesinde şöyle tasvir eder: 'Toroslar sarp, yalçın, yüce dağlardır. Göklere ulaşan dorukları, derin vadileri vardır. Yörüklerin, Türkmenlerin, Varsakların konalgasıdır. Bu dağların