Ölüm, onu unuttuğumuz bir anda aniden sürpriz yapacaktır. Nasıl, ne zaman, nerede, sıra kimde, bilmiyoruz. Allah'ı unutarak yaşamayın. Eğlenceniz, hedefleriniz, günlük koşuşturmanız sizi ahirete hazırlık yapmaktan alıkoymasın. Pişmanlık son ana kadar fayda verir, son anda değil.
Hayata Dair
Bu Aşk Fazla Sana
Nasıl inanayım sana Bu yürek ağır bana
1000Kitap
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Neden vaz geçemezsin ki ey gönül, nasıl olsa sonunda vaz geçmek zorunda değil misin ?
Dünyanın en büyük çiftliği Tigem Kurak hayatlar Ceylanpınarın etrafı çöl gibi bahar günlerinde bile yeşillikten uzak göz alabildiğine uzanan bu topraklar üzerinde insanlar hayvancılık yaparak yaşamaya çalışıyor koyunlar cımbızla ot arıyor Atlas sayı 98 mayıs 2001 Hz peygamber bir eve geldiğinde herkes onun yanına toplanırdı efendimiz sordu Malik b duhşun nerede sahabeler cevap verdi o münafıktır peygamberimizi sevmez fakat efendimiz SAV sahabeleri şu sözle uyardı o kimseye, “Böyle deme! Görmüyor musun ki o,‘lâ ilâhe illâllâh’ diyor ve bununla Allah’ın rızasını istiyor.” buyurdu evet Lâ ilâhe illâllah diyen Allah yolundadır ve buna uygun amel işlemek gerekir Allah yolunda olmanın yolu onun yolunda çalışıp yolunda yorulmaktır bu gün binlerce kurak toprak nasıl ki emek ile yeşeriyor etrafı kurak toprak su ile buluşuyorsa Allah yolunda çalışıp yorulan insanda kurak kalmayacak su ile buluşacaktır ceylanpınar mayın hattında sıfır bölgesi olarak kabul edilen bu ilçede insanların emekleri ve özverisi ile o kurak toprakları değerlendiriyor otsuz alanda binlerce ağaç büyüyüp boy veriyor hayvancılık ve tarım ile rızkını arayan ilçe aynı zamanda dünyanın en büyük çiftliği kabul edilen Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğüne ev sahipliği yapıyor Peygamberimiz buyurdu o,‘lâ ilâhe illâllâh’ diyor ve bununla Allah’ın rızasını istiyor Allahtan rıza istemenin ilk şartı çalışmak ve Allah yolunda yorulmaktır Tigemde devletimizi çalışıp kalkındırmak niyeti ile 1934 yılında çalışmalarına başlamıştır
Duygu ve Düşünce
Küçük kelebek, ne geniş açarsın kanatlarını, Sabahın nuruna uçarsın İsa'yla birlikte. Bir zamanlar yerde sürünen bir tırtıldın sen, Tanrı'nın yüce sevgisi dönüştürdü seni. Ah küçük kelebek, nasıl da semada dans edersin, Sana bu kanatları veren Mesih'tir. O, göklere yükselmeyi öğretiyor bize de, Ebedî yaşama çağırıyor tüm insanları. Ah küçük kelebek, ne güzeldir renklerin, Kozadan çıktığın o ilk gün gibi. Mesih de bize yeni yaşam verecek, Mezardakilere dirilişi bağışladığı gibi. Ayaz rüzgârlar seni vurduğunda, Bulutlar gökyüzünü kapladığında, Kutsal Ruh sana yolunu gösterecek, Yeryüzünde kaybolan bizlere yaptığı gibi. Şükürler olsun sana ey İsa, Göklerden gelen sonsuz sevgin için. Bir kelebek gibi kanatlanacağım, Seninle sonsuz yaşama uçacağım.
Elitistlere sevgilerimle..
Düşünce ve duyguları, tüketim alışkanlıklarını, kültürel tercihleri ya da zihinsel eğilimleri ölçü alıp, "derin" ve "sığ" kalıplarına dayanılarak kurulan o üstenci, seçkinci ve narsist tuzağa düşmeyelim. Kendimizi "diğerlerinden" ayırıp fildişi bir kuleye kapatarak <güya> özel hissettirmeye çalışan o bencil sese kulak asmayalım, çünkü insanı yücelten şey, başkalarından uzaklaşması değil; aksine onlara yaklaşabilmesidir. Bu yüzden kuleyi biraz daha yükseltmek yerine, temeline ilk baltayı vuralım ve kibir tahtından kendi irademizle inelim. Elbette hepimizin dünyayı algılayış biçimi farklıdır. Her şeyin bir "bizcesi" vardır. Fakat bizimkisinden farklı diye diğerinin bencesini görmezden gelmek, değersiz ve sığ kabul etmek gerçeği yansıtmaz. Çünkü her ruh doğru yerden bakıldığında derindir. İnsan baştan sona okunulması ve keşfedilmesi gereken bir kitap gibidir, farklı bir dilde yazılmış olması <bizim onu anlayamıyor oluşumuz> onun "anlamsız" veya "boş" olduğunu değil, bizim henüz onun dilini (yaşanmışlıklarını, savunma mekanizmalarını, kültürünü) çözemediğimizi gösterir. Bazı insanlar uzun romanlar gibidir; katman katman açılırlar. Bazıları ise birkaç sayfalık bir öykü ya da tek dizelik bir şiir kadar kısa görünür. Ama biliriz ki bazen tek bir mısra, bin sayfalık bir ansiklopedinin söyleyemediğini söyler. Hayatını sade yaşayan, sessiz kalan ya da gösterişten uzak duran insanlar da böyledir. Az görünmeleri, az şey taşıdıkları anlamına gelmez. Birilerinin okumaya layık görmeyip sıkılarak yarım bıraktığı hatta okumaya tenezzül etmeyip kapağını dahi kaldırmadığı bir kitap bir başkasının okumaktan asla bıkmadığı en gözde başucu kitabı olabilir. Ciltlemesi yüzünden çöp muamelesi gören, hurda sayılan bir kitabı, bir koleksiyoner ısrarla tüm dünyada arıyor olabilir, birine hurda
Duygu ve Düşünce