Belki de bizdensindir!
6/10
·112 syf.··
2026 11. kitabı
Nihan Kaya’yı ilk kez bu kitapla tanısaydım büyük ihtimalle ikinci kitabını okumazdım. Ama Sizden Değilim, aynı mahallede yaşayan, farklı evlerde geçen farklı hikâyelerden oluşuyor. Karakterler ve olaylar ilk bakışta birbirinden bağımsız görünse de bir noktada birbirlerine temas ediyorlar. Ancak kitap bir roman gibi ilerlemiyor. Daha çok birbirine gevşek bağlarla tutunan öyküler dizisi hissi veriyor. Ben Nihan Kaya’yı İyi Aile Yoktur ve İyi Toplum Yoktur kitaplarıyla tanıdım. O kitaplarda insanı, aileyi ve toplumu sorgulayan; sosyolojik ve psikolojik gözlemler yapan tarafını çok başarılı bulmuştum. Okuru rahatsız eden, düşündüren ve sorgulamaya zorlayan bir dili vardı. Bu nedenle merak edip bu kitabı da okumak istedim. Fakat bu kitapta aynı etkiyi bulamadım. Hikâyelerin bazıları ilgi çekici fikirlerle başlasa da çoğu zaman karakterlerle gerçek bir bağ kuramadım. Bölümler bittiğinde aklımda güçlü izler bırakan insanlar ya da olaylar kalmadı. Kitap boyunca sürekli bir şeylerin eksik kaldığı hissini yaşadım. Nihan Kaya’nın güçlü tarafının kurgu oluşturmak değil, insanı ve toplumu analiz etmek olduğunu düşünüyorum. Deneme, inceleme ve düşünce kitaplarında ortaya koyduğu gözlem gücü burada aynı ölçüde hissedilmiyor. Karakterlerin yaşadıkları olaylardan çok, yazarın o olaylar üzerine yaptığı yorumları okumayı daha ilgi çekici bulduğumu fark ettim. Elbette her yazar her türde başarılı olmak zorunda değil. Nasıl bazı yazarlar romanlarında parlayıp denemelerinde sıradan kalıyorsa, bazıları da düşünce ve inceleme kitaplarında çok daha güçlü olabiliyor. Bana göre Nihan Kaya ikinci grupta yer alıyor. Bu kitabı bitirdiğimde aklımda kalan duygu hayal kırıklığı olmadı ama beklentimin karşılanmadığı hissi oldu. Çünkü aynı kalemden çok daha güçlü, çok daha sarsıcı ve çok daha
Ama Sizden DeğilimNihan Kaya · Eksik Parça Yayınları · 2020568 okunma
ELFHAME DÜNYASI
Puan vermedi·412 syf.··
2026 74. kitabı
·
17 saatte okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 16:03
şu peri masallarını falan . hani o kanatlı, arkasından simler saçarak dolaşan tatlış periler var ya? işte Holly Black o perileri almış ve içlerine tam birer canavar yerleştirmiş. Elfhame dediğimiz yer, tamamen kibir, acımasızlık ve güç savaşı üzerine kurulu. buradaki periler (Hava Halkı), insanları o kadar aşağılık görüyor ki, sırf eğlenmek için zihinlerini bulandırıp ölene kadar dans ettirebiliyorlar. yalan söyleyememe meselesi: bu varlıkların biyolojik olarak yalan söyleme yetenekleri yok. bak burası çok önemli. insan ilk duyduğunda "ne güzel, herkes dürüst" diyor. adamlar yalan söylemeden seni öyle bir manipüle ediyor, kelimeleri öyle bir evirip çeviriyor kii, günün sonunda kendi rızanla uçurumdan atlamış buluyorsun kendini. tam bir psikolojik savaş yöntemi. Jude’un neden bir tehlike olduğu: işte Jude tam bu noktada devreye giriyor. Jude bir insan. yani perilerin gözünde zayıf, ezik, kırılgan ve ölümlü bir çöp. ama Jude’un onlarda olmayan bir gücü var: yalan söyleyebilmek. periler dünyasında bu o kadar büyük ve öngörülemez bir hile ki, Jude bu yeteneği sayesinde o koskoca saray entrikalarının arasında hayatta kalıyor,herkesi parmağında oynatıyor. OLAY ÖRGÜSÜ 1. Zalim Prens : ezilen kızın intikamı her şey Jude henüz çok küçükken başlıyor. öz annesiyle babası, gözlerinin önünde acımasızca katlediliyor. katil kim ? annesinin eski peri eşi olan general Madoc. Madoc nefret edilecek bir adam ama garip bir şekilde Jude ve ikiz kardeşi Taryn’i alıp Elfhame’e getiriyor, onlara kendi soyadını veriyor ve bir peri gibi büyüteceğine söz veriyor. saray okuluna başladıklarında Jude için cehennem hayatı başlıyor. kralın en küçük, en şımarık, sürekli sarhoş gezen oğlu Prens Cardan ve arkadaş grubu Jude’a kafayı takıyor. kızı nehre atmaya çalışıyorlar, zehirli peri meyveleri yedirip
İnceleme
Zalim PrensHolly Black · Dex Kitap · 20182,332 okunma
Reklam
Keşke wattpad uygulamasında kalsaydın ve ağaçlarda yerinde!
1/10
·496 syf.··
2026 547. kitabı
İlk kitabı meraktan okudum. İkinci kitaba da bir şans verdim. Üçüncü kitapta ise serinin gerçekten nereye gideceğini görmek istedim. Ne yazık ki cevap basitmiş: Hiçbir yere. Psikopat 3, önceki kitapların bütün eksiklerini taşıdığı gibi bunların üzerine yenilerini de ekliyor. Sürekli tekrar eden çatışmalar, yapay diyaloglar, mantıktan uzak davranışlar ve bitmek bilmeyen dramatik sahneler yüzünden hikâye ilerlemek yerine aynı yerde dönüp duruyor. Kitap boyunca karakterler sürekli öfkeleniyor, kriz çıkarıyor, kıskanıyor, bağırıyor, tehdit ediyor ya da kırılıyor. Fakat bunların hiçbiri gerçek bir karakter gelişimine dönüşmüyor. Sayfalar ilerliyor ama karakterler ilerlemiyor. Olaylar yaşanıyor ama okurda bir karşılık bulmuyor. Serinin en büyük sorunu hâlâ aynı: Sağlıksız davranışları romantik göstermesi. Takıntı sevgi gibi, kontrol etme koruma gibi, kıskançlık ise aşkın göstergesi gibi sunuluyor. Oysa bunlar gerçek hayatta ilişkilere zarar veren davranışlar. Bir karakterin kusurlu olması başka şeydir, bu kusurların çekici ve özendirici şekilde anlatılması başka şey. Dili son derece basit. Bu tek başına bir sorun değil. Ancak basit dilin yanında güçlü bir kurgu, derin karakterler veya etkileyici bir hikâye de göremeyince geriye yalnızca hızla tüketilen yüzlerce sayfa kalıyor. Kitabı bitirdiğimde aklımda kalan herhangi bir karakter, düşünce ya da duygu olmadı. Sadece şu soru kaldı: Bu kadar boşluk üç kitap boyunca nasıl sürdürülebilmiş? Sert olacak ama dürüst olmak gerekirse, bu seri bana edebiyatın değil popülerliğin neler yaptırabileceğini gösterdi. Keşke Wattpad uygulamasında kalsaydın da basılıp ağaçları telef etmeseydin.
Psikopat 3Mihri Mavi · Martı Yayınları · 20192,207 okunma
Puan vermedi·152 syf.··
2026 1. kitabı
Kitap ilk bakışta kapitalizmden sosyalizme geçişin başarısızlığını anlatan bir distopya gibi görünse de, aslında çok daha derin bir sistem eleştirisidir. Birçok kişi bu eseri genel bir komünizm eleştirisi sanıyor ama yanlış. Orwell burada doğrudan Stalin dönemini ve devrimin nasıl bir diktatörlüğe evrildiğini hedefe alıyor. Kitabı tam anlamıyla kavrayabilmek için 1917 Rus Devrimi'nin aktörlerini bilmek gerekiyor. **spoiler Kitabın bence en sarsıcı kısmı, domuzlar ile insanların aynı masada kağıt oynayıp zaferlerini kutladıkları o son sahneydi. Hayvanlar dışarıdan içeriye bakarken artık kimin domuz, kimin insan olduğunu ayırt edemiyorlar. Bu sahne, "günün sonunda kazananın hep elitler, kaybedenin ise hep halk olduğu" gerçeğini yüzümüze çarpıyor. Tüm bunların yanında aslında kitap bize şunu fısıldıyor: Güç, kimin eline geçerse geçsin "kirletir". Dün ezilenin bugün gücü ele geçirdiğinde kendinden zayıfı ezmekte hiçbir sakınca görmemesi, sadece siyasetin değil, günlük hayatın da acı bir gerçeği maalesef. Yine de kitapta da olduğu gibi bunu en çok siyasette görüyoruz; teoride mükemmel olan vaatlerin pratiğe döküldüğüne kaç kere şahit olabildik? Yani diyeceğim şu ki "iyi yönetim biçimi" veya "kusursuz ideoloji" diye bir şey yoktur; yalnızca iyi niyetli yöneticiler ve en önemlisi, domuzların vaatlerine kanmayacak kadar bilinçli halklar vardır. Aksi halde, düşmanın değiştiğini sandığımız her zaferin sonunda aslında hiçbir zaman aynı tarafta olmadığımızı fark ederiz "Siz gidin artık Düşman dağıldı dedikleri bir anda Anlaşılıyor Baştan beri bütün yenik düşenlerle Aynı kışlaktaymışız" -İsmet Özel
Hayvan ÇiftliğiGeorge Orwell · Can Yayınları · 2024296,5bin okunma
"Bazı Dünyalar Omuzlarda Değil, Yürekte Taşınır..."
9/10
·336 syf.·
2026 15. kitabı
Nurullah Genç'in Omuzlarımda Dünya adlı eseri, yazarın çocukluk ve gençlik yıllarını anlattığı, yaşanmış olaylardan oluşan etkileyici bir hatırat kitabıdır. Kitap, okuyucuyu Anadolu'nun zorlu yaşam koşullarına götürürken aynı zamanda bir insanın hayallerine ulaşmak için verdiği mücadeleyi gözler önüne seriyor. Eseri okurken yalnızca Nurullah Genç'in hayatına tanıklık etmiyor, aynı zamanda sabrın, çalışmanın ve kararlılığın insan hayatını nasıl değiştirebileceğini de görüyoruz. Kitapta yazarın çocukluk döneminde karşılaştığı maddi imkânsızlıklar, eğitim hayatında yaşadığı güçlükler ve ailesinin fedakârlıkları samimi bir dille anlatılmıştır. Özellikle babasının eğitime verdiği önem ve çocuğunun geleceği için gösterdiği çaba oldukça etkileyicidir. Bu yönüyle eser, aile desteğinin bireyin hayatındaki önemini güçlü bir şekilde hissettirmektedir. Eserde dikkatimi çeken en önemli noktalardan biri, yaşanan tüm zorluklara rağmen umudun hiçbir zaman kaybedilmemesidir. Yazar, karşısına çıkan engelleri birer mazeret olarak görmek yerine onları aşılması gereken basamaklar olarak değerlendirmiştir. Bu nedenle kitap, okuyucuya pes etmemeyi ve hedeflerinden vazgeçmemeyi öğütleyen güçlü bir mesaj vermektedir. Nurullah Genç'in anlatımı sade, akıcı ve içtendir. Olayları anlatırken kullandığı samimi dil, okuyucunun kendisini hikâyenin içinde hissetmesini sağlıyor. Bazı bölümlerde hüzünlenirken bazı bölümlerde tebessüm ediyor, yazarın yaşadığı duyguları paylaşabiliyoruz. Bu da kitabın etkisini artıran önemli özelliklerden biridir. Omuzlarımda Dünya, yalnızca bir biyografi ya da anı kitabı değildir. Aynı zamanda emek, fedakârlık, aile sevgisi, eğitim, umut ve başarı üzerine önemli dersler veren bir eserdir. Kitabı bitirdiğimde, insanın istediği hedeflere ulaşabilmesi için sahip olduğu
Omuzlarımda DünyaNurullah Genç · Timaş Yayınları · 20242,023 okunma
7/10
·136 syf.··
2026 61. kitabı
·
13 saatte okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 00:23
"Bahçemizi ekip biçmeliyiz." diyerek bitiriyor Voltaire ama bizim okuduğumuz, Hayata gerçeklik tohumları ekin, Yaşamı emekle şekillendirin, Dünyanızı üreterek kurun, Peki ne kadar mümkün? Hikayesine metafiziksel bir iyimserlikle başlayan Candide, insanın bencilliği ve dünyanın adaletsizliğiyle tanıştıkça kuşkucu birine dönüşür. Pangloss karakteri, yaşanan tüm felaketlerin iyi bir amaca hizmet ettiğini, daha iyi durumların nedeni olacağını savunur. Çünkü Tanrı mükemmeldir ve yarattığı dünya da "mümkün olanların en iyisidir." Voltaire bu görüşü şöyle sorgular; ️Eğer dünya gerçekten mümkün olanların en iyisiyse, bunca acı ve kötülüğü nasıl açıklayabiliriz? Ben bu sorunun içinde ilk olarak bir tutam Gandhi ve Dostoyevski'nin Karamazov'undan satırlar hatırladım. Ya siz bu soruyu nasıl cevablardınız? İyiliğin sınırlarını, iyimserliğin sürdürülebililiğini, bencillik ve adaletsizliğin sınırsızlığını anlatan küçük ama etkileyici, bir günde okunacak bir hikaye bırakıyorum sizlere...
Candide ya da İyimserlikVoltaire · İş Bankası Kültür Yayınları · 20257,1bin okunma
Reklam
Reklam