nathink

nathink
@nathinkk
Digor, 27 Ocak
9 okur puanı
Aralık 2020 tarihinde katıldı
Bir düşünce zemini, bir inanç ortamı ve bir kendini yetiştirme programı olmalıdır ki kendisini korumak isteyen, dolayısıyla hakir ve değersiz olmaktan korkan herkes, ne yapması gerektiğini bilsin. Çünkü böyle bir kişinin hor ve hakir olma korkusu vardır. Bu bilinç aşamasına ulaşmıştır. Gerçekten de İslâmî değerlere olan bağlılığı ve sevgisi, hâlâ aşk safhasındadır. Ama şimdiden kendisinin ve ailesinin değişmesi tehlikesini hissetmiştir. Kendisini her ne şekilde olursa olsun, olması gerektiği gibi koruyor; fakat kendisinden sonraki kuşak elden gidiyor. Bir sofranın başında oturuyor, bir evde yaşıyor; ama birbirleriyle karşılıklı olarak dört kelime konuşmuyorlar. Dilleri yavaş yavaş birbirinden uzaklaşıyor. Duygu, düşünce ve dertleri gitgide birbirinden ayrılıp uzaklaşıyor. Sonra bakıyor ki bu çocuk, henüz kendi evinde ve daha yeni buluğ çağına girmiş. Ama onunla samimi, en küçük bir insanı yakınlık ve akrabalığı yok. "Ey iman edenler, kendinizi ve yakınlarınızı ateşten koruyunuz." (66/Tahrim Suresi 4) Bu söz, şimdi söylendiği zamandan daha çok etki, derinlik, dehşet ve tehlike meydana getirmiştir: Kendinizi ve ailenizi ateşten koruyunuz. Keşke Peygamber (s.a) olsaydı da bugünkü ateşleri görseydi. Bu ateşleri kucağımıza ve içimize nasıl attıklarını, bu ateşlerin üzerine soğuk bir damla ve soğuk bir su serpecek hiç kimsenin de olmadığını görseydi. Böylece en azından bu kuşağın direniş gücünü arttırır, acı ve ızdırabını ve acısını hafifletirdi.
Sayfa 26·Kitabı okuyor
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Bilgisizdik o zaman, şimdi ise bilgi yönünden zenginiz çok. Ne zenginiz ya! Açlığı, susuzluğu, soğuğu öğrendik; hastalığı, acıyı, üzüntüyü öğrendik; nefreti başkaldırmayı, aldatmayı öğrendik; iç ezikliğini, suç ile suçsuzluğu ayrı sayan vicdanı öğrendik; beden ile ruhun yorgunluğunu, dinçleştirmeyen uykuyu, dinlendirmeyen dinlenceyi, cenneti bize geri getiren, uyandığımız an gene alıp götüren düşleri öğrendik; yoksulluğu öğrendik; işkenceyi, gönül kırgınlığını öğrendik; Tanrı'nın kendi görünüşünde yarattığı insan gövdesinin gün ışığında çıplak olduğu zaman ayıplanışını öğrendik; korkuyu öğrendik; kibri, taşkınlığı, çekememezliği, ikiyüzlülüğü öğrendik; saygısızlığı öğrendik; sövmeyi öğrendik; doğruyu yanlıştan ayırt etmesini, birinden kaçınmayı ötekine yönelmeyi öğrendik; ahlak duygusunun sonuçlarını bütün zenginliğiyle öğrendik, şimdi hepsine sahip durumdayız.Evet, bütün o zenginliğe sahibiz şimdi. Ölümden başka hepsine.
Sayfa 55
Havva'nın Güncesi
Bu dünyadan birlikte göçmemiz benim en büyük yakarım, en büyük özlemimdir. İkimizden birinin önce gitmesi gerekirse, dilerim ben olayım ilk giden. Adem güçlüdür, ben güçsüzüm, ben ona onun bana olduğu kadar gerekli değilim, onsuz yaşamak, yaşamak sayılmaz bence. Nasıl dayanırım böyle bir şeye? Bu yakarışım da ölümsüzdür, soyumdan gelenler sürdükçe bu da sürecektir. ilk kadınım ben, son kadında da var olacağım.
Sayfa 47
Havva'nın Güncesi
Öyleyse neden seviyorum onu? Yalnız, erkek oluşundan dolayı sanıyorum. Yaradılışının temelinde iyi bir kişi, o iyiliğinden dolayı seviyorum onu, ama iyi olmasa da severdim. Beni dövse de sövse de gene severim onu. İyi biliyorum. Bir cinsel sorun bu bence. Evet, onu yalnız benim olduğu için, erkek olduğu için seviyorum. Başka bir neden yok bence. Önceden de söylediğim gibi, sevginin bu türü düşünülmüş taşınılmış, ölçülü biçili bir şey değil. Birden geliveriyor, kimse bilmiyor nerden geldiğini, kimse de açıklamıyor. Açıklanması da gerekli değil.
Sayfa 46
Bahçeyi yitirdim, ama buna karşılık onu bulmuş olduğuma seviniyorum. Elinden gelebildiğince seviyor beni, ben de onu tutkulu yaradılışımın bütün ateşiyle seviyorum. Böyle sevmek cinsimin, gençliğimin gereği anlaşılan.
Sayfa 45