insanoğlu gece ve gündüz her hâlukârda ibâdet ve
muâmelesinde kendisini alâkadar eden yeni bir hâdiseyle karşı karşıyadır.
Karşılaştığı ve karşılaşacağı vakalar için de yeni bilgi edinmesi, sorup
öğrenmesi lâzımdır.
Eğer erginlik çağında, çocuk böyle
kelâm münâkaşalarının alıp yürüdüğü bir muhîtte ise lâyık olan kendisini
bu felsefeden korumak ve evvelâ yalnız hakkı öğretmektir. Çünkü boş bir
cevher olan o çocuğun kalp ve beynine evvelâ o şüphe uyandıracak şeyler
doldurulursa bunları atmak farz olur.
İçinde doğacak şüpheleri giderecek kadar ilim edinmesi farzdır. Eğer
şehâdet kelimesinin mânâsında şüphe ederse, bu şüpheyi izâle edecek kadar
ilim öğrenmesi farzdır.
Âkil ve bâliğ kulların yapmakla mükellef oldukları üç şey vardır:
– İtikad (inanmak).
– Fiil (inandıklarını yapmak.)
– Terk (yasak edilenleri yapmamak).
Bugünkü dünya, tahlilini bekleyici tek cümlelik terkip hükmiyle, Yirminci asrın başında ve ortasında iki kere neşterlediği halde bir türlü çıkaramadığı ruhi ve içtima urunu daima içinde gezdiren ve şimdi fani bir gaflet ve sahte sükûnet devresine girmiş bulunan ve pek yakında bütün iç ihtilalini açığa vurmaya mahkum yaşayan asırlık bir illet panayırıdır.
Sayfa 83 - Büyük Doğu Yayınları, 27. Basım/Ekim 2020·Kitabı okuyor