"..insan böyle bir şey. Nerede, hangi yaşta olursa olsun, kabuğunu kırıp içine baksan içi cılk yara. Yarasız, dertsiz, sırsız insan yok da, işte kimisi üstünü iyi örtüyor. Ben de örttüm.O kadar kapattım ki, kendim bile sormadım kendime. Bir
kere oturup da kendimle, Selami yle konuştuğum gibi konuşmadım. "Sen niye böylesin Ethem, gel, otur konuşalım,
anlat içindekini, anlat da rahatla" demedim kendime. Sadece şikâyet etmeyi bildim. Kendime kızmayı Nurten'e kizmayı, anneme, babama, abime, kardeşime, çocuklara, hayata kızmayı bildim. Kolayı bu çünkü. Kız, küs ve somurt bir köşede.Kaçmayı daha kolay buldum. Her şeyden, herkesten kacmanın soluklanacak bir durağı var, ama kendinden kacıyorsan
durmadan kacıyorsun, durduğun, dinlendiğin bir an bile olmuyor. Bunca senedir yaptığım bundan başka bir sey değildi.
Kendimi yarım hissediyordum. Yarım yamalak... Bu yarımlığı hatırlamamak için üstünü örtüyordum kendimin Görünmez olana kadar. "