-Söylesene, sen çok şey biliyorsundur. Tanrı gerçekten var mı?
-Zor bir soru sordun Piotr. Bazıları için var, bazıları için yok. Kişisine göre değişiyor. Zaten insanlar var oldukça, Yaratan’ın da var olup olmadığını hep soracaklar.
-Peki, diyelim ki var. Nerede bulunuyor.
-Düşüncemizde ve sözlerimizde…
Hayat, ölüm, aşk, merhamet ve özlem… müzikle duyulabilir. Çünkü müzik sayesinde, bilinç sahibi olduğumuzdan beri ve tarihimiz boyunca elde etmek için mücadele verdiğimiz hürriyetin en yüksek derecesine ulaşma imkanı verilmiştir bize. Hürriyetin bu yüksek derecesine başka hiçbir şeyle ulaşamayız. Her yüzyıla özgü dogmaların ötesinde sürekli olarak geleceğe uzanan ve ulaşan tek şey müziktir. Kelimelerle ifade edemediğinizi onun duyurabilmesi de bundandır.
Varlığımızın tanımını yapmak zordur. Sayısız ilişkiler arasında yine sayısız kombinezonlar kurulur. İnsanların karakterleri o kadar karmaşıktır ki, en gelişmiş, en hassas bir bilgisayar, normal insanlar arasında bile ortak bir davranış eğrisi çizemez.
Madem ki böylesine zengin kaynaklar vardı, bunları da bir an önce beş yıllık plana sokmalıydılar. Bu, bölgenin yararına olacaktı. Mujunkum seferini gerçekleştiren resmi görüş buydu. Ama çok iyi bilinir ki her resmi görüşün ardında, olayların yarattığı bazı özel sebepler bulunur. Bu sebepler, bu durumlar da her zaman insan faktörüne dayanır. Oysa insanlar kendi çıkarlarına, kendi hırslarına, kendi kusur ve erdemlerine göre hareket ederler. Bu açıdan bakınca, büyük bozkırın uğradığı faciayı bir istisna sayamayız.