Merhamet istemiyordu, insanlıkla ilgili kararını vermişti; içine oturan zifiri karanlığı delecek en ufak bir ışık sızmasına bile izin vermeyecek kadar kapatmıştı kendisini.
Huzursuzdum, İstanbul’daki huzursuzluğumdan farklı bir şeydi bu ancak yine de huzursuzluktu. Tam tersi sanılır ama zaten hayatta normal olan huzursuzluk durumudur, huzur ise çok ender yakalanan geçici anlardır olsa olsa.
“Şikayet ettiğimi sanma sakın” diyordu Hüseyin, “ Sevgilinin ayakları altında ezilen üzüm gibi/ Lal renkli şaraba dönüştüm ben/ Bu yüzden razıyım ezilmeye”.