"Şimdi tüm dünyası yıkıldı," diye düşünüyor beyefendi, "Tanrım bunu hepimiz eninde sonunda yaşamıyor muyuz! Hepimiz yaşıyoruz ve sonunda da buna dayanıyoruz, alışıyoruz."
Belki de en doğrusu dünyayı dert etmeye en yakınımızdan başlamak. Farkına vardığı şu gerçek de onu karamsarlığa boğuyor: Bu dünyada yaşamak, özellikle de varlığımızı aşırı bir gayretle başkalarına adadığımızda, her zaman birine karşı yaşamaktır. Dünya yetersiz beslenen çocuklarla, kanser hastası yaşlı kadınlarla, yeteneksiz yazarlarla, bir türlü farkına varılamayan dâhilerle, çirkin kadınlarla, fıtıktan mustarip güreşçilerle dolu.