...hep şu soruya yanıt arıyor: Özgürlüğe bu kadar âşık ve her haliyle isyankâr olan köpek, istediği an yanından kaçabileceği halde neden onu terk etmez?
Belki de tam manasıyla kabul ettiği, karşısında mutluluk dolu bir teslimiyet hissettiği tek şey gençliktir... ‘Abartı ve israf’ diyordu kendi kendine, her ikisini de yapabilirsin, çünkü gençsin.
Ve her gün yeniden başlayabilmek, her zaman daha bilinçli, daha korkakça, daha ayık, daha fazla hayal kırıklığına uğramış bir şekilde, belki de başkalarına ya da uzaktan bakana anlık bir canlılık ve tutku yanılsaması yaşatan bu tempoda. Kimse bunun o hayat olmadığını bilmiyor! İyi ki de bilmiyor.
Evet, belki de haklı, yaşama bakışımız belki de ille de hastalığın, ölüm korkusunun asilleştirdiği bir ruhla olmamalı. Başka mutluluklar da var. Daha kolay, daha sıradan ve daha banal... İşte!