Devletlerin ömürlerini beş safhaya ayıran İbn Haldun, bu safhaları şöyle sıralar:
Birincisi devletin kuruluş aşamasıdır. Fetih, fedailik, hamiyet ve kahramanlık dönemi olduğu için zafer ve maksatlara erişme çağıdır. Göçebe asabiyetlerinin en yüksek seviyede olduğu bu dönemde yerleşikler tebaa haline getirilir. İkincisi başa geçen hükümdarın iktidarını kuvvetlendirerek kendi soyunun meşruiyetini kesinleştirdiği dönemdir. Hükümdar, iktidar gücünü giderek tekeline aldığı bu dönemde iktidarı kendisi ile paylaşan türdeş rakiplerini tasfiye eder. O eski güç ortaklarının yerine hassa ordusu ve kul aslından devşirme bürokrasisi geçer. Kan bağına dayanan eski asabiyet yerine hükümdara mutlak bağlılığı esas alan yeni bir asabiyet ikame edilir. Üçüncüsü refah ve zenginliğin artması sonucu debdebe ve ihtişam dönemidir. Buna bağlı olarak kültür ve uygarlığın geliştiği bir dönemde terk edilen eski adetlerin yerine yeni devlet gelenekleri oluşturulur. Devlet gelirlerinin artırıldığı bu dönemde hükümdarın şahsi zenginliği de olabildiğince artar. Hakim unsurlar bayındırlık hizmetlerinin yürütülmesine öncülük edip bu konuda birbirleri ile yarışırlar. Bu seçkinler, incelmiş yeni zevklerin ve alışkanlıkların temsilcisi ve koruyucusudurlar. Dördüncü safha mevcut durumun korunmaya çalışıldığı, güvenlik kaygılarının belirginleştiği, istikrar ve refahın bu şekilde devam edeceğine inanıldığı bir dönemdir. Aynı zamanda doyuma ulaşmış olan seçkinlerin kazanımlarını korumak için her türlü yeniliğe kulaklarını tıkadıkları, eskilerin taklit edildiği durağanlığın ve vehmin egemen olduğu bu dönem, aynı zamanda çözülüş ve dağılmayı hazırlayan bir süreçtir. Bu süreç, devleti yönetenlerin kabiliyetlerine göre uzun sürebilir. Beşinci safhada ise israfın ve safahatın yaygınlaştığı buna karşın çeşitli