Dünyanın hiçbir milleti de toprağına Türkler kadar aşk ile bağlanmamıştır. Anadan, babadan, yardan ve evlattan geçilebilir, fakat vatan konusunda kimseye taviz verilmez. Toprağın vatan olabilmesi için zamana, kana, canını feda edecek insanlara, ataların yattığı mezarlara ihtiyaç vardır.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Oğuz Kağan ve Cengiz Han, oğullarına birlik fikrini oklar üzerinden anlatmış, her birine birer birer verdiği okları çocuklarının kırmasını istemiştir. Sayı çoğaldıkça okların kırılması güçleşmiş ve en sonunda kırılmaz olmuştur. Burada ok benzetmesinin kullanılması da bozkır için anlamlı bir mecaz olmaktadır. Zira bozkır devletlerinde devleti oluşturan boylar, Oğuzlarda olduğu gibi oklar ile temsil edilir ve devlet bu boyların birliğinden oluşurdu.
Her şeyden önce, Gök Türklerde ziraatın çok az yer tutmasından dolayı toprak köleliği (servage) söz konusu olamaz. Eli silah tutan herkesin asker olduğu bozkır toplumunda askerliğin ayrı bir meslek olduğu düşünülemez.
Gök Türklerin bağımsızlıklarını kazanışları ve kaybedişleri, Orhun Kitabeleri'nde oldukça önem verilerek anlatılmış; bağımsızlığın kaybedilişinin millet için âdeta bir ölüm, kazanılmasının ise yeniden diriliş olduğu, milletin bundan ders alması gerektiği özenle tavsiye edilmiştir.
Batı Gök Türk yöneticilerinden Türk Şad, Bizans elçisi Valentinos'u "Güneşin doğduğu yerden battığı yere kadar dünya önümüzde diz çökecektir" diyerek tehdit ediyordu.