Sürekli değişen, gelişen,bir ırmak gibi akıp giden yaşamda, sürekli kusursuzluk istemek gelişmekten vazgeçmek anlamına gelir. Eğer sürekli gelişiyorsak, bir önce yaptığımızın kusursuz olması mümkün değildir.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Sizin “Yüzde yüz haklıyım” iddianızın matematiksel olarak doğru olabilmesi için çatıştığınız kişinin de kendisini yüzde yüz haksız görmesi gerekir. Taraflardan birinin yüz, diğerinin sıfır olduğu hiçbir çatışma yoktur.
Ne hasta bekler sabahı
Ne taze ölüyü mezar
Ne de şeytan bir günahı
Seni beklediğim kadar
Gitti istemem gelmeni
Yokluğunda buldum seni
Bırak vehmimde gölgeni
Gelme artık neye yarar
Necip Fazıl Kısakürek
Varoluşumuzu yaşayamadığımız zaman sahip olduğumuz toplumsal rolleri gitgide özvarlığımızdan üstün tutmaya başlıyoruz. Pek çok kişiye “Müdür Bey”, karısına da “Müdür Bey’in hanımı” denir. İşin kötüsü, müdür bey de kendisini gitgide yalnızca “Müdür Bey” olarak algılamaya başlar.Peki, ya müdürlüğü giderse, işte o zaman felakettir.
Rollerimizin büyüsüne kapılıp kendimizi, ben’imizi geri plana itiyorsak, rollerimiz olmadan kendimizi tanımlayamıyorsak, rol tutsaklığı ( kendini bilmezlik) içindeyiz demektir.