“Aslında kişilik kusurları zaman zaman ortaya çıkan zihinsel bir hastalığa benzetilebilir. Müthiş bir zekâya sahip, ama sinirli kadınlarda hatta erkeklerde bu gerçeği gözlemlememiş olan kimse var mıdır? Mutlu,sakin, bulundukları ortamdan memnun olduklarında, o değerli yetenekleriyle hayranlık toplarlar; kelimenin tam anlamıyla gerçeği dile getirirler. Ama bir migren, izzetinefislerine ufak bir dokunuş, her şeyi değiştirmeye yeter. O ışıl ışıl zekâ, kaba, ihtilaçlı ve dar görüşlü oluverir ve sadece öfkeli,şüpheci,cilveli, hoşa gitmemek için ne lazımsa yapan bir benliği yansıtır.”
“Dedikodu, zihnimizin nesnelerin görüntüsünden ibaret olan yanıltıcı algısıyla oyalanmasına,aldatılmasına mani olur.Dış görünüşü idealist bir filozofun sihirli becerisiyle tersyüz edip, bize meselenin hiç tahmin edemeyeceğimiz bir yönünü gösteriverir.”
Öldükten sonra olacağım varlığın doğduğumdan beri olduğum kişiyi hatırlaması için bir sebep yoktur, değil mi ki bu kişi de, kendisinden önce benim kim olduğumu hatırlamamaktadır?
“bize tamamen zıt olan insanlardan ziyade olumsuz yönleriyle bize benzeyen,olumsuz yönlerimizi, düzeltmiş olduğumuz kusurlarımızı sergileyen, şimdiki halimize gelmeden önceki dönemlerde başkalarının gözüne nasıl görünmüş olabileceğimizi tatsız bir biçimde bize hatırlatan insanların bizde uyandırdığı hoşlanmazlık duygusuydu..”