“Neden bir dert biter, diğeri gelir? Ateştir bu, iyi bilir yakmayı..”
Müzik
Neden bu kadar güzelsiniz hanımefendi
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
öyleyse neden Uyumak bilmez, benim bağrımdaki diken? friedrich hölderlin Friedrich Hölderlin
Bu sıcakta çok muhteşem bir şey yaptım muhteşem yani mükemmel annem ona da bir kusur buldu gerçekten çok üzücü Anneler neden böyle Aslında o da biliyor çok güzel olduğunu Ama hep kusursuz olma derdindelerrr....
Aşura
Şuan yabancısı olduğun kalbe seni bağlayan tek şey anılarınız. Anılarınız hiç varolmamış olsa yine sever miydin onu delicesine? Neden doğrularını tebrik etmeyip tek hatanda seni silebilecek insanlara tutunasın ki? Başkalarını kırmamak için içindeki o küçük çocuğa verdiğin zararın farkına vardın mı daha önce?
Bir dönem hatrı sayılır bir biçimle Peekay olup acı çekmiştim. Acının adı yoktu, ilk kez yaşıyordum, O dönemler hiç bitmeyecek gibi gelmişti yaşarken. Kimseyle doğru düzgün konuşamıyordum çünkü bana ne olduğunu ben de bilmiyordum. Sezgileri kuvvetli olan bir arkadaşımın gelişigüzel bir şekilde kıyafetlerini katlarken sorduğu “Varoluş sancıların mı var?” sorusuyla yaşadığım ızdırap anlam bulmuştu. Yaşadığım afallamayla birlikte içimden onu durdurmak gelmişti. Bu konu başkaydı, bu acı başka. Böyle rahatça sorusunu sorup eşyalarını katlamaya devam edemezdi. Ağzından çıkanı kulağı duyuyor muydu. İçimden yükseldikçe yükselen sesler vardı ama ben yine sessizdim. İlk ne tepki verdim hatırlamıyorum. O gün o soruda kilitlenmiştim çünkü sonunda acının ne olduğunu bulmuştum. Albert Camus’lar, Sartre’ların falan bahsettiği şeymiş yaşadığım: Varoluş sancısı. Kulağa pek havalı geliyor, yaşama değil. Buraya uzun uzun yazacak gücüm yok neden başladım onu da bilmiyorum. Ama hikaye uzundu. Doğru düzgün kitap okumadım, kendin kendinde bulmalısın diye çekiştirip durdu bir tarafım. Dışarıdan gelen bilgi nasıl hakikat olacaktı. Diğer tarafımsa bilgisizliğimle karşımdaydı, okumamı araştırmamı söyledi. Kutsal kitapları okuyamıyordum, içimden gelmiyordu, olmuyordu işte yapamıyordum. Aylarca sürdü bu süreç. Sorular, cevaplar, arayışlar, ağrılar, ağlamalarla geçti epey zaman. Sonunda çıktım o süreçten. İlk nefes aldığım gün: yolumu sahiplenmem gerektiğini fark edip rahata kavuştuğum günlerin ilki dün gibi aklımda. Uzun uzun kimseyle paylaşmadım, paylaşamadım günlük hayatımda. Zaten hastalıklar çıkınca bedene demir atıyorsunuz. Düşünemiyorsunuz. Düşünmenin sancısını yeğler halde oluyorsunuz. En azından benim için böyleydi. Bir kişi sormuştu burada o dönemlerimi. Anlatmaya üşenmiştim başta ama