"Bazı kayıplar, insanın yükünü değil, ağırlığını azaltır." İnsan aynaya baktığında tanıdık bir yüz görür ama o yüzle kurduğu bağ kopmuştur çünkü artık mesele yüz değil, yüzün arkasındaki sessizliktir. Maskeler bu noktada işe yaramaz. Maskeler, hâlâ anlatacak bir hikâyesi olanlar içindir. Oysa kaybolan insan, hikâyenin kendisini askıya almıştır. Bu aşamada güçlü görünmek, toparlamak, açıklamak gereksizleşir. İnsan ilk kez nedenini aramaktan vazgeçer. "Neden böyle oldum?" sorusu anlamını yitirir. Onun yerine daha ağır ama daha gerçek bir soru belirir: "Ben, kendimle ne zamandır yan yana değilim?" Bu soru cevap istemez çünkü kaybolmanın özü cevapta değil, dayanabilmekte yatar. Kadim metinlerde bilgelik, insanın bu sorunun ağırlığıyla kaçmadan durabilmesi olarak anlatılır. Ne çözmeye çalışır ne de susturur. İnsan, içindeki iki sesi aynı anda duymayı öğrenir: İlerlemek isteyen sesi ve durmak isteyen sesi.
Alıntı
Mağduriyet zihninde odak noktası hep dışarıdadır: Bana ne yapıldı, kim yaptı, neden yaptı? "Annem böyle yaptığı için ben böyleyim". "Babam gittiği için yakınlık kuramıyorum". "Toplum bana bunu dayattığı için başarısızım". Bunların hepsi gerçek olabilir bu arada ama mağduriyet zihni burada kalır ve ilerleyemez. "Peki ben şimdi ne yapacağım?" sorusuna geçmez.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Barbarları Beklerken
— Neden toplanmış bekleşiyoruz pazaryerinde?  Barbarlar gelecek bugün. — Neden böyle hareketsiz Senato? Boş oturuyor Senatörler, yasalarla uğraşacaklarına? Çünkü barbarlar gelecek bugün. Senatörler neden uğraşıp dursun yasalarla? Barbarlar gelince yapacak nasıl olsa. — İmparatorumuz neden sabahın köründe kalkmış,  tacıyla tahtıyla kurulmuş oturuyor,  kentin ana kapısında? Çünkü barbarlar gelecek bugün.  İmparator şeflerini karşılamak için  bekliyor. Bir de ferman hazırlattı  sunmak için. Şan şerefle dolu  adlar, ünvanlar yazılı üstünde. — İki konsülümüz ve yargıçlarımız neden  kırmızı, işlemeli harmanileriyle gelmişler;  ya taktıkları mor taşlı bilezikler,  ışıl ışıl zümrüt yüzükler; neden yanlarına almışlar bugün, paha biçilmez  altın ve gümüş kakmalı asalarını? Çünkü barbarlar gelecek bugün,  böyle şeyler gözlerini kamaştırır onların.
Edebiyat
yüzünün çizgileri kahkahalarla oynayıp dururken , neden içinde bir şey , bir başka adam gizli gizli hıçkırıyordu.
Sayfa 67·Kitabı okuyor
Ahaha... Robot olmadığımıza neden sevinmeliyiz?
•Bizler gizemliyiz. •Hayatta sevdiğiniz ve değer verdiğiniz hiç kimse robot değildi. İnsanlar öteki insanları müthiş bulur ve biz, insanız. . . . "Kendiyle dalga geçebilme", "aşk", "merak", "empati".
Sayfa 31·Kitabı okuyor
Psikoloji
Neden ruhumda her şey bu kadar güzel, bu kadar açıkken kâğıt üzerinde ve düşündüğüm bazı şeyleri hayata geçirmek istediğimde bu kadar çirkin oluyordu?
Sayfa 17·Kitabı okuyor