Ruth, Andreas-Salome
Yaklaşık 2 senedir, kitaplığımda okunmayı bekleyen bir kitaptı Ruth. Yazarın Arayışlar ve Feniçka kitaplarını çok sevmiştim hatta çevremdekilere de sık sık öneriyordum. O yüzden Ruth için çok heyecanlıydım beklentim çok yüksekti ama beni bu denli ikilemde bırakacak bir kitap olduğunu düşünmemiştim. Belki de yazacağım en uzun yorum olacak bu güne kadar. Ama kitabı bitirdikten sonra öyle bir ikilemde kaldım ki, düşüncelerim netleşsin istemeden direk bu ikilemi de size aktarmak istedim. Okuyanlar beni anlayacaklardır bu konuda diye düşüyorum.
İlk önce konusundan bahsedeyim:
Ruth 16 yaşında, kendini yalnız hisseden, kendi dünyasında hayaller kuran bir kız. Eric ise Ruth’dan yaşça büyük, Klara-Bel adında geçirdiği kaza sonucu yürüyemeyen güzel bir kadınla evli olan öğretmen. Aynı zamanda Jonas adında Ruth ile aynı yaşta bir oğlu var. Eric Ruth’un yazdığı bir kompozisyondan etkilenerek onunla ayrıca ilgilenmek istiyor, bir nevi onun düşüncelerini kendi elleriyle biçimlendirmek ve ona geleceği konusunda yön vermek istiyor. Bunun sonucunda Ruth, Eric’in evine yerleşerek ondan eğitim almaya başlıyor. Ve kitap boyunca “öğretmen-öğrenci” ilişkisinin çok farklı bir boyuta gelişini okuyoruz.
Kitabı okurken en sevmediğim karakter net olarak Eric oldu. Bu düşündüğün eski kafalılık diyebilirsiniz fakat (kitapta net olarak bahsedilmiyor ama cümlelerden vardığım sonuca göre) yaklaşık 35-40 yaşlarında bir adamın 16 yaşında, kendini daha keşfetmemiş ve kendinin daha henüz net bir şekilde farkında olmayan bir kıza aşık olmasını asla doğru bulmadım. Eric’in cümleleri, bazı davranışları beni o kadar sinir etti ki anlatamam. Bazı cümlelerinde “senin aklından geçen her şeyi bana söylemeni istiyorum, hepsini bilmek istiyorum” veya “ilerleyen zamanlarda da beni dinleyecek
RuthLou Andreas-Salomé · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20184,396 okunma