...Yani aşık olduğu insana ayırdığı on dakika, geriye kalan yirmi saate göre zihninde çok daha fazla yer kapladı. Psikolojik olarak onun için önemli olan zamanın birim olarak ne kadar uzun veya kısa olduğu değil yaşadığı deneyimin anlamıydı, diğer bir deyişle onun umutlarına, gelişmesine ve kaygılarına olan etkisiydi.
Shakespeare'in "olmak ya da olmamak" şeklinde ifade ettiği de hem psikolojik hem de ruhsal bir kimliğe sahip olabilme kaygısından başka bir şey değildir zaten.
Benim sizin kendinizi nasıl gördüğünüzü asla kesin olarak bilemeyeceğim gibi, sizin de benim kendimi algılayışım hakkında kesin bir yargıya sahip olmanız imkansızdı.