Akşam olurken keder yeşili oluyor. Yalnızlığa bakarken buz yeşili. Bahçelerin buğulandığı zamanlarda tomurcuk yeşili. Işık düşünce tirşe bir gökyüzü oluyor. Ağlayınca acı bir yeşil dünyayı damla damla zamanın dışına götürüyor. Göz işte. Alın çizgin ne renkse o da o renk. Sesin ne renkse, avuçlarındaki boşluk ne renkse. Pencerendeki arzu, eşiğindeki gerçek, uykundaki çocuk ne renkse, gözlerin de bütün bunların rengine boyanıyor. Bir gün toprak yeşili, bir gün turna yeşili, bir gün sararan otlar yeşili, bir gün yeşeren otlar yeşili. Bana öyle geliyor ki biz bütün rengimizi sevgiden ve sevgisizlikten alıyoruz. Kalp mi, gönül mü, bazen şaşırıp kalıyorum bu hâzineye isim vermekte.