Çünkü herkesin bir kenti vardır; herkesin bir adı gibi bir kenti vardır.
O kent! Vuran ve vuran... Sonra sana bir başına bağırmayı susturan. Katıp önüne o kaypak rüzgârlarla sesini, sesini rehin alan ve bağırıp bütün varoşlarında yakasını ellerinle tuttuğun, vuruştuğun ve yenik düştüğün. Ama öğrendin ki kentler yenik düşmezmiş insanlara. Geç anladın; önce vuruştun, yenildin sonra...
Adı Nevin, şarap içer, rüzgâr giyerdi geceleyin...
O, kanadı kırık bir kuştu,
beyaza vurulmuştu;
kimseler görmedi bir başka renk sevdiğini.
Kimseler...
Görmedi kimseler kirlendiğini...
Adı Nevin,
hüzün kokar ve korkardı geceleyin...