Nehir Ece Aycebin

Nehir Ece Aycebin
@nehireceaycebin
Aşk ve Taşra
Puan vermedi
Sürü filmi, aşkın geleneksel taşra yapısı içerisinde nasıl kuşatıldığını gösteren önemli bir toplumsal analiz merceğidir. Şivan ve Berivan arasındaki ilişki, bireysel duyguların aşiret düzeni, kan davası ve ataerkil otorite karşısında ne kadar güçsüz olduğunu sunar. Taşra, filmde yalnızca bir coğrafya değil bireylerin yaşamlarını belirleyen toplumsal kuralların, geleneklerin ve güç ilişkilerinin hakim olduğu bir alan olarak konumlanır. Özellikle Berivan karakteri üzerinden taşrada kadının konumu açıkça görülmektedir. Çocuğu olmadığı için sürekli suçlanması, uğursuz olarak görülmesi ve yaşanan olumsuzlukların ona yüklenmesi, kadınların toplum içindeki kırılgan konumunu göstermektedir. Filmde Berivan karakterinin hiç konuşturulmaması, Berivan ile kafesteki keklik sahnesi de Berivan'ın iç dünyasındaki çırpınışlarını karakter susturulsa da izleyiciye sembolik bir anlatı olarak sunmaktadır. Şivan ise bir yandan eşine duyduğu sevgiyle hareket etmeye çalışırken diğer yandan babasının ve aşiretin otoritesi arasında sıkışıp kalır. Sürü, aşkı bir duygu olarak değil, toplumsal yapıların ve coğrafyanın baskısı altında var olmaya çalışılan bir mücadele olarak ele alır. Bu yönüyle Sürü, taşra yaşamının bireyler üzerindeki etkilerini, kent yaşamı ile taşra yaşamının avantaj ve dezavantajlarını, taşrada kadını, otoriteyi sosyolojik açıdan çok boyutlu ve başarılı biçimde yansıtmaktadır. Yılmaz Güney
Film
SürüYılmaz Güney · İthaki Yayınları · 2017154 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Aydın Aslında Kötü ve Vicdansız Biri mi?
10/10
·512 syf.··
Beğendi
·
2026 3. kitabı
Film Aydın’ı vicdansız ve mülkiyet sahibi bir üstten bakışla okusa da Aydın ve Nihal birbirinin zıttı iki karakteri temsil etmektedir. Metaforik olarak Aydın’ı bedenin beyni Nihal’i ise kalbi olarak düşünebiliriz. Aynı çatı altında yaşamış olsalar bile Aydın geçmişinde büyük şehirin kaotikliğini ve çıkarcılığını görmüş Nihal ise köy yaşamında iyiliğin kurtarıcı gücüne inanan farklı bir perspektifle hayatını idame ettirmektedir. Aydın’ın hayır işlerine yaklaşımının şüpheci ve sistemli oluşu eleştirilse de aslında kısmi noktalarda doğruluğu yansıtmaktadır. Aydın’ın yardıma muhtaç kiracılarından Hoca Hamdi ile arasında geçen “Keşke benim de kendimi kandırma eşiğim seninki kadar düşük olabilseydi.” Diyaloğunu Bourdieu’nun kültürel sermaye ve sembolik şiddet kavramları üzerinden okumak mümkündür. Aydın, okumuşluğu, tiyatrocu geçmişi ve entelektüel birikimiyle yani kültürel sermayesiyle hayata sorgulayıcı, şüpheci ve yukarıdan bakmaktadır. Bu sebeple mevcut duruma yaklaşımı Köyde hocalık yapan Hamdi’den daha entellektüeldir. Hamdi ise köy hayatında yoksulluk gibi zorlu bir ekonomik mücadele vermiş ve daha vicdan temelinde olaylara yaklaşmaktadır. Aydın’ın bu söylemi Hamdi’yi Sembolik olarak “cahil ve kendini kandıran” damgalamasına maruz bırakmaktadır. Aydın; odasında gazetede köşe yazıları yazan, evli, kız kardeşi ile yaşayan, yardımcıları bulunan ancak yalnız bir adamdır. Bu yalnızlık onu köşe yazılarının dışındaki dünyaya yabancılaştırmıştır. Nihal genç yaşta kendisinden yaşta büyük biri ile evlenmiş elinde yalnızca yardım ve hayır işleri bulunan yalnız ve yıllarını boşa geçirdiğini düşünen ancak kolaya kaçmayı seçen bir kadındır. Bu iki karakteri Gramsci’nin "Geleneksel Aydın" ve "Organik Aydın” kavramları ile açıkladığımızda Aydın, kültürel sermayesi ve gelenekselliğe
Film
Kış UykusuNuri Bilge Ceylan · Doğan Kitap · 044 okunma