Hem gerçeküstü hem de bir o kadar gerçekti. Özellikle içinde oldugumuz bu totaliter dönemde okumalık bir kitaptı tam. Gecenin işçilerinin her saldırısında gerçek hayattan örnekler düşünmek çok zor olmadı. Ayrıca kitap deneme havasında geçiyor. Dil, kelebek etkisi, insan olmak, yabancılaşma, sistem tarafından tehdit edilmek gibi birçok konuda düşüncelerini sunmuş yazar. Karanlık ama huzur verici, ölümün verdiği huzur gibi... Karanlık bir rüyanın kabus dehlizlerinde gezinmek gibi...
Gece inerken ilk kararan yerler, çukurlardır; en son aydınlanan yerler de oralar. Oysa ışığı severim ben, severdim. Önceleri. Şimdi gece sarsın istiyorum beni. Çukur olmalı, çukurda kalmalıyım. Belki de çukurum kazılmakta şimdi.
Ya ölmem, ya kaçmam ya da bambaşka biri olmam gerekecek. Öylesine bambaşka biri ki bunun güçlüğü karşısında kaçmak daha kolay görünüyor. Hele ölmek hepsinden kolay...