Birden dükkânın kapısındaki çanı işittim, kaldırdım kafamı. Koşarak geldiği belli, gençten bir oğlan nefes nefese 'Resim atölyesi varmış bu handa. Kaçıncı hatta acaba?' Elim ayağım dolandı. Uzun, upuzun bir oğlan o zamanlar. Elinde kâğıtlar, defterler. Bembeyaz gömleği, terden hafifçe parlamış yüzü dün gibi aklımda. Kocaman iki göz, kapıda durmuş bana bakıyor. Ne diyeceğimi bilemedim bir an. Bir şeyler geveledim. Meramımı anlatamadım, 'Efendim?' dedi kibarca. Halimi görünce, bir gülümsedi ki evlatçım, güller açtı yüzünde. Karnımdan yukarı bir sıcaklık, kulaklarım uğulduyor, bayılıyorum sandım. 'lyi misiniz?' deyip koştu yanıma. Elindekileri fırlatıverdi sandalyenin üzerine. Elini alnıma koydu. İşte Arifti o. Bugün ölmüş.