Yaşamımın, öyküdeki yeşil incir ağacı gibi önümde dallanıp budaklandığını görüyordum.
Her dalın ucunda tombul, mor bir incir gibi eşsiz bir gelecek beni çağırıyor, bana göz kırpıyordu. İncirlerden biri, eş, mutlu bir yuva ve çocuklardı; bir başkası ünlü bir şair, öteki parlak bir profesör, biri şaşırtıcı editör Ee Gee, öbürü Avrupa, Afrika ve Güney Amerika, biri Constantin, Socrates, Attila ve garip adları, değişik meslekleri olan bir yığın âşık, bir başkasıysa Olimpiyat şampiyonu bir kadındı, ve bu incirlerin üzerinde ve ötesinde, ne olduklarını pek çıkaramadığım bir sürü incir daha vardı.
Kendimi dalların çatallandığı noktada otururken görüyordum, incirlerden hangisini seçeceğime bir türlü karar veremediğim için açlıktan ölüyordum. İncirlerin hepsini ayrı ayrı istiyordum ama birini seçmek ötekilerin hepsini kaybetmek demekti ve ben orada karar veremeden otururken incirler buruşup kararıyor, birer birer toprağa, ayaklarımın dibine düşüyorlardı.
Dantés insani çözüm yollarını tüketmişti.Bunun üzerine,olması gerektiğini söylediğimiz gibi Tanrı'ya yöneldi.Böylece, dünyaya saçılmış olan ve kaderın iki büklum ettiği bahtsızlar tarafından toplanan bütun dinî düşünceler zihnını ferahlatmaya geldi; annesinin öğrettiğı duaları hatırladığında, onların daha önce hiç fark etmediği anlamlarla yüklü olduğunu anladı çünkü dua mutlu insana anlam açısından içi boş ve tekdüze bir bütunlük olarak görunur, ta kı bır gün keder o bahtsıza, Tanrı'yla konuşmasına aracılık eden bu ulvi dili açıklayana dek.
Bunun üzerine coşkuyla değil, öfkeyle dua etti. Yüksek sesle dua ederken artık söylediği sözlerden korkmuyor, kendinden geçiyordu; her söylediği sözde Tanrı'yı görüyordu; mutevazı ve mahvolmuş yaşamında butun yaptıklarını her şeye kadir Tanrı'nın iradesine sunuyor, der lolsler çıkarıyor, yerine getirmesi gereken görevlerı fark ediyordu ve her duanın sonunda, insanların bır yolunu bulup Tanrı'dan ziyade insanlara yönelttiği şu çıkarcı dileğı tekrarlıyordu: Suçlarımızı bağışlayın, tıpkı bizim, bıze karşı suç ışleyenleri bağışladığımız gibi.