Ellerimize baktım. Her fırsatta tutmasından şikayet ettiğim elleri hiç uzağıma gitmesin istiyordum şimdi. Ne kadar çabuk değişmişti her şey. Ne kadar hızlı aşık olmuştum ona... Sanki hissiz geçen ayların intikamını almak ister gibiydi kalbim. Her gün daha fazla aşık, daha fazla heyecanlı, daha fazla hazırdı olacaklara.
Yaz akşamları deniz kenarında yürürken hissettiğim adını koymakta zorlandığım o garip heyecan hissi son günlerde hep benimleydi. İçim kıpır kıpırdı. Böyle hissetmeye yabancı ve bir adamı sevme konusunda tecrübesiz olsam da derinlere dalmak için hazırdım.
Onunla ilgili her şeyi sevmeye başlamıştım. Sabahları gözlerimiz ilk kez buluştuğunda yüzüne yayılan gülümsemeyi, okyanus mavisi gözlerini, fark etmediğimi düşündüğü zamanlarda beni izleyişini, gülüşünü, ses tonunu...
Bu korkunç şeylerden sağ çıkılabilir çünkü dayanıklı olduğumuza inandığımız kadar dayanıklıyız gerçekten. Yetişkinler yüzlerinde o alaycı, aptal gülümsemeyle, 'Gençler yenilmez olduklarını sanıyorlar,' derken ne kadar haklı olduklarını bilmiyorlar. Umutsuz olmamıza gerek yok çünkü hiçbir zaman tamir edilemeyecek kadar bozulmayız. Yenilmez olduğumuzu düşünüyoruz çünkü öyleyiz.