Peygamberimiz (a.s.m) otuz yaşına bastığında gaipten bazı sesler duyuyor, kendisine “Yâ Muhammed!” diye sesleniliyor ve birtakım parlayan ışıklar görüyordu.
Peygamberimiz (a.s.m) yardım için harekete geçti. Maddi durumu iyi olan amcası Hz. Abbas’ın yanına gitti. Ona Amcası Ebû Tâlib’e birlikte yardım etme teklifinde bulundu. Hz. Abbas bu teklifi olumlu karşıladı. İkisi birlikte Ebû Tâlib’in evine gittiler. Maksatlarını duyan Ebû Tâlib bu durumdan memnun oldu. Rasûlullah (s.a.v) Hz. Ali’yi, Hz. Abbas da Hz. Caferi himayesi altına aldı.
Mekke’de şiddetli bir kuraklıkla birlikte kıtlık kendini gösterdi. Allah Rasûlü (s.a.v) otuz altı yaşında idi. Geçim sıkıntısı yaşayanlardan biri de amcası Ebû Tâlib idi.
Resûlullah (s.a.v) konuyu dinleyerek öğrendikten sonra büyük bir bez parçası istedi. Bezi yere serdi ve Hacerü’l-Esved’i kaldırarak bezin üzerine koydu. Her kabilenin bezin bir tarafından tutarak Hacerü’l-Esved’i kaldırmalarını istedi. Taş rükûn hizasına geldiğinde, bezi o hizada sabit tutmalarını istedi. Taşı mübarek elleriyle alarak yerine yerleştirdi.