Kalbin Allah duygusu, düşüncesi ile dolu olması, tefekkürün gelişmesine ve dolayısıyla kulun Allah'ın büyüklüğünü daha çok idrak etmesine ve imanının artmasına vesile...
Kötü hasetlerden iyi hasetlere geçmek, zahirde halkla batında Hak'la beraber olmak, her nefeste uyanık ve gafletsiz bulunmak ve fikrin dağılmaması için daima ayağın önüne bakmak, müride kalbinde daima Allah duygusunu hazır tutmayı öğreten terbiye metodları. Kalp ve fikir Allah'a yönelecek ki zikir de O olsun. Fikir neyse zikir o.
İslam'ı öğrenmek, ilim tahsil etmek, emredilen ibadetlerin hikmetlerini araştırmak, duaları anlamlarını bilerek zikretmek yollardan bir yol ve sağlam bir yol.
İbadetin amacı, sık sık ve yoğun şekilde Allah'ın hatırlanması. Müminler Kur'an'ın emri gereği Allah'ı anmak için namaz kılar. Bundan çıkarılacak en tabii mana, bu anlayışın dilin ucuyla değil kalbin iştirakiyle olmasıdır. Yani kalp iştirak etmiyorsa, vücut görünüşte namazda olmasına rağmen, namaz kıl emri ifa edilmiş olmamaktadır. Namaz, kalbin iştirakin nispetinde namaz olmaktadır.
Mümin kişi yolunu seçmiştir. Doğru istikamete koyulmuştur. Ama işte bütün tehlikeler, şeytanın bütün mesaisi, nefsin bütün tuzakları bu yolun üzerindedir. Şeytan azmış insanları ne yapsın? Onun hedefi, doğru yolda temiz bir kalple ibadete koyulmuş olanlardır. Bu nedenle mümin, her an bir yol ayrımındadır, doğru ile yanlış, son nefese kadar sürecek bir sınamanın araçları olarak, her an adımının altında olacaktır.