O kadar ki, dilimin ağırlaştığını hissettiğim için kendimi konuşmaktan men etmiş gibiydim. Hele, yeni bir şey daha öğrenirim korkusuyla hiçbir sual sormuyordum. Kendim görür ve anlarım. O zaman öğrendiklerim, yaşadığım şeyler olur. Halbuki burada başka bir ağızdan dinlemek beni şaşırtıyor, deli ediyor.
"Belki de ölüm dediğimiz şey böyledir. Tül kadar ince ve bulanık bir zarın arkasında gizlenmek, oradan etrafı dinlemek, görmek, oradan sevdiklerine hasret çekmektir" diyordum.
"Siz o şarkılarda olduğu gibi arkasından ağlamak için seversiniz..."demişti. Ve hakikaten o dakikada, içimdekileri tam tahlil etmemekle beraber, hatta beni nerelere kadar götüreceğini bilmemekle beraber, onun dediğini seviyordum. Birdenbire "ben muhakkak bir sihirbazı seviyorum!" diye düşündüm.