Görmek, bir yol göstericinin izinde mutlak değerlere yakınlık kesbetmek demek. Hayal gücü ve kalp gözüyle bu değerlere yaklaşılabilir. Bizim çıplak bir bakışla elimizi, önümüzdeki eşyayı gördüğümüz gibi, o mutlak değerleri net şekilde görür Peygamberler, büyük veliler. Mümin de onların eşiğinden ayrılmayarak, yanlış yola saptıkça, gördüklerini hatalı şekilde idrak ettikçe doğru yola yönelir, doğruyu görür. Kalp gözü parıldayan bir insanın bir şeye bakıp da içinde hikmet görmemesi mümkün değil.
"Onlar yerlere ve göklere bakarak nice hikmetleri düşünürler." Yerler ve gökler bütün insanların gözlerinin önünde. Ama onlardaki hikmetleri düşünmek, görmek, müminlere has bir olgu.