Mutluluğu tatmak varken, ne garip şey her saniye bir çaba içinde olmak; durmadan, dinlenmeden, nefes almadan.. bir kez geliyoruz dünyaya, insanlar ise önlerinde gördükleri uzunca yolu bitmek bilmeyecekmiş gibi oradan oraya koşup tüketiyor. Peki ne için? Güneşin batışı.. kırmızı ile turuncunun gökyüzünü ele geçirdiği o vakti yaslandığımız bir ağacın altında şarap içerek izlemeyeceksek ne için? Sevişmeyeceksek, dalından koparılan o elmayı yasak diye yiyemeyeceksek, yağan yağmurun altında sırılsıklam ıslanıp hasta olmayacaksak, aşkı yaşayamayacaksak, anın tadını çıkartamayacaksak ne için! Zafer olarak nitelendirdiğimiz şey hırslarımızın ömrümüzün bir çoğunu çalarak bize bahşettiği zırvalıktan başka bir şey değil. Asıl zafer, mütevazı bir hayat içinde anı yakalayabilmenin keyfine vardığın vakit yüreğinin derinliklerinde körüklenen o alevin üstünde ruhunun günden güne olgunlaşıyor oluşu. Hırslarınıza yenilmeyin, kibirli olmayın; yarın gözünüzü dikeceğiniz o dağın zirvesine tırmanırken zorlandığınızda üstünüzde yük saydığınız onurunuzu, gururunuzu, sevdiklerinizi ve daha nicelerini yarı yolda bıraktığınız vakit, en ufak sallantıda sarılacak tek bir dal bulamayabilirsiniz. Çok geç olmadan kendinize gelin, inanın o sonu görünmez yol koşuşturup sonunu görme uğruna yaşlanacak kadar değerli değil. İyilik yapın, hayvanları sevin, yıkın statüleri, hayallerinizin peşinden özünüzü kaybetmeden koşun, bir şeyi kazanmak için bazen çok şeyinizi vermeniz gerekebilir; yüzünüzdeki tebessümü, ruhunuzun çocuksu yanını kaybetmeyin; belki o zaman yitip giden zamanın yerine yeşermiş umutlarla dolu olur hayatınız.
Bize bir şey yapmadılar, sadece büsbütün bir hiçliğin içine bıraktılar, çünkü bilindiği üzere dünyada hiçbir şey hiçlik kadar böylesi bir baskıyı insan ruhuna uygulayamaz.
Bakmadığım halde, gözlerindeki teslimiyeti ve dudağının seğirdiğini fark ettim, benimle konuşmak istediğini biliyordum fakat ne konuşması için ne de konuşmaması için bir şey yapmıyordum çünkü duygularımın sersemliğinde yüreğimin merakı bedenimin uyuşukluğuyla çalkalanıp karışıyordu.