“Çok iyi biliyordum ki otomobiller gürültü yapıyordu. Otomobillerdeki ve yapıların aydınlık pencerelerinin gerisindeki insanlar da gürültü yapıyordu. Nehir de gürültü yapıyordu. Ama ben hiçbir şey duyamıyordum. Kent ışıldayarak, göz kırparak, bir afiş gibi yamyassı asılmış duruyordu penceremde. Bana hiçbir yararı dokunmadığına göre, orada olmasa da olurdu”
“ve tutkular,
insanı tutmaya yarayan en eski kulplardır
-ki, birini göğe çıkarır
ya da yere batırırken
çoğunlukla oralardan tutulur.
Bu yüzden,
önce tutkuları öğrenilir insanın,
sonra tutkuları unutulur.”