Her şey yeterdi aslında biz insanoğluna.
Gözümüzü değil, gönlümüzü doyurmayı becerebilseydik eğer.
Oysa biz ağzımızdaki lokmayı değil, dünyayı yutmaya çalıştık.
Bu yüzden ne gözümüz doydu ne gönlümüz.
Şimdi gözlerimiz gerçeğe hasret, gönüllerimiz sevgiye aç.
Bir bir ölüyoruz duygu açlığından.
Heybemizde bir iki aşk kırıntısı vardı, onları da martılara attık.
Çünkü her şeye rağmen umut bir martının kanatlarındaydı.
En azından bunun farkındaydık...