Neşe Dolu

Neşe Dolu
@nesedolu
9 okur puanı
Mayıs 2021 tarihinde katıldı
“Şeylerin bolluğu, fikirlerin kıtlığını ve inançların aşınmasını gizliyordu.”
Sayfa 85·Kitabı okudu
Reklam
“..birden kendi aile ortamımızı dışarıdan görüyor ve onu artık bize ait olmayan kapalı bir dünya olarak algııyorduk. Bizim zihnimizi meşgul eden düşünceler burada konuşulan hastalıklara, Ay’ın büyüdüğü günlerde ekilmesi gereken sebzelere, fabrikadaki işten çıkarmalara, her şeye yabancıydı.”
Sayfa 80·Kitabı okudu
“İstikbal aradan çıkarmamız gereken bir dizi tecrübeden ibaretti, yirmi dört ay askerlik, iş, evlilik, çocuk. Bizden beklenen, geleneği aktarmayı doğallıkla kabullenmemizdi. Bu baştan sona belirlenmiş gelecek karşısında, insan ister istemez olabildiğince uzun süre genç kalma arzusu duyuyordu. Söylem de kurumlar da arzularımızın çok gerisindeydi fakat toplumun söylenebiliriyle bizim söylenemezimiz arasındaki uçurum bize normal ve çaresiz geliyordu, aksi düşünebileceğimiz bir şey dahi değildi.”
Sayfa 74·Kitabı okudu
“Utanç tehdidi kızların yakasını bırakmıyordu. Giyim ve makyaj tarzları hep bir şekilde fazla bulunuyordu: fazla kısa, fazla uzun, fazla açık, fazla dar, fazla göz alıcı.. Ayakkabılarının topuk yüksekliği, kimlerle görüştükleri, nereye gittikleri, eve kaçta döndükleri, aydan aya apış araları, her şeyleri toplumun tamamının didikleme konusuydu…. Hiçbir şey, ne zeka ne eğitim ne güzellik, hiçbir şey bir kızın cinsel itibarı, yani evlilik piyasasındaki değeri kadar önem taşımıyordu… “Evlenmeden önce biriyle yatarsan, kimse seni istemez,” denir; bu sözle kastedilen piyasanın erkek tarafının ıskartası, yani sakat, hastalıklı ya da daha da kötüsü boşanmış bir adam hariç “hiç kimse”ydi. Evlenmeden çocuk doğurmak, bir kadın için hiçbir değerinin kalmaması, suçunun meyvesiyle onu kabul etme fedakarlığını gösterecek bir adamın karşısına çıkması dışında bütün umudunu yitirmesi demekti.”
Sayfa 69·Kitabı okudu
“Ancak evlenince sevişebilme izni alana kadar, mastürbasyon yıllarının sonu gelmiyordu. Yetişkinlere mahsus sandığımız, ama bütün dikkat dağıtma çabalarına, dualara rağmen ne pahasına olursa olsun tatmin edilmeyi isteyen hazzın özlemiyle yaşamamız gerekiyordu. Bizi sapkınlar, histerikler ve orospular sınıfına koyan sırrın yükü hayatımızı ağırlaştırıyordu….Yatakta ya da tuvalette mastürbasyon yaparken bütün toplumun gözü üzerimizdeydi.”
Sayfa 48·Kitabı okudu
Reklam