Ancak eğitimli inananlar ile karşılaşınca ya da onlann kitaplarını okuyunca, içimde kendimden şüpheye düşme duygusu, tatminsizlik ve kavgacı bir öfke duygusu uyandı ve ben bu insanların söy-lediklerinin içine ne denli girdiysem, hakikatten o denli uzaklaştığımı ve dipsiz bir uçuruma yaklaştığımı hissettim .
Sadece Tanrı'ya inandığım anlarda yaşamış olduğumu hatırladım.
Bu, geçmişte nasılsa, bugün de öyleydi. Yaşamak için Tanrı'nın varlığının farkında olmaya ihtiyaç duyuyordum. Onu unutmaya, ya da onu inkar etmeye göreyim; ölüyordum,
Peki ya ben hayatımın o sorumluluk gerektiren otuz yılı boyunca ne yapmıştım? Bütün var oluşu desteklemek şöyle dursun, kendim için bile o var oluşu yaratamamıştım. Bir parazit gibi yaşıyor ve kendime "Yaşamamın faydası ne?" diye sorduğumda "Bir faydası yok" yanıtını alıyordum. Şayet insan var oluşunun anlamı bu var oluşu desteklemekte yatıyorsa, otuz yıldır kendimdeki ve başkalanndaki var oluşu yok etmekle meşgulolan ben, yaşamımın anlamsız ve kötü olduğundan başka bir yanı ta nasıl ulaşabilirdim? .. Yaşamım hem anlamsız hem de kötü bir yaşamdı.