Neseza

Hz. Ömer der ki: “Ağzını eğip bükerek konuşmak, şeytanın konuşmasıdır
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Sünni-Şii, Arap-Kürt, sağcı-solcu ve zengin-fakir gibi tüm dini, milli, ideolojik ve toplumsal ihtilaflardan şiddetle uzak durmalıyız.
İsrail'in, Filistinler ve Araplarla ilişkilerinde dayandığı temel il­ ke ahlaksızlıktır. Yahudi felsefesi ahlakın değişkenliğini öngörür. Ahlak sabit değil, bölünebilen bir özelliğe sahiptir; genel kuralları da yoktur. Yahudilerin, kendilerine ayrı başkalarına ayrı uyguladık­ ları çifte standartlı bir ahlaki normları mevcuttur. Bu da -ne yazık ki- Tevratlarının kararlaştırdığı bir ölçüdür. Tesniye bölümünde geçtiği üzere, bir İsrailli, İsrailli olmayan kişiye faizle bir mal verebi­ lir. Ama bunu kendisi gibi bir İsrailliye veremez. İslam ise bunun tersini söylemektedir. Çünkü İslam'da haram herkese haramdır. Kur'an, Yahudilerin, kendilerinden olmayanlara karşı her şeyi mu­ bah saydıklarını ve kendilerini bu hususta dinen sorumlu görme­ diklerini ifade etmektedir. Yüce Allah şöyle buyuruyor: "Bu da onların, 'Ümmi l ere karşı yaptıklarımızdan dolayı bize vebal yoktur' deme/erindendir. Allah adına bile bile yalan söylüyor/ar."1
Peki, hakikatin kaynağı neydi, yalamnki neydi? O sözde kutsal gelenekte ve Kitabı Mukaddes'te yanlış ile gerçek iç içeydi. Yalan da gerçek de kilise denilen o kurum tarafından kuşaktan kuşağa aktanImıştı.