Budapeşte'ye dört saat uzaklıktaki bir kentte yaşayan Vince ve Etelka'nın kızlarıdır Iza. Yargıç olan Vince uğradığı haksızlık yüzünden yıllarca kimsenin yüzüne bakamamış, sonunda Iza'nın çabalarıyla iadeiitibarı yapılıp başını kaldırabilmiştir. Çok yoksulluk çeken aile Iza'yı okutmayı başarmış, Iza başarılı bir romatolog olmuştur. Üniversitedeyken tanıştığı Antal'le evlenmiş, fakat bu evlilik Antal'in ondan ayrılmak istemesiyle son bulmuştur. İşte bundan sonra Iza Budapeşte' ye taşınmıştır. Herkesin gıpta ettiği, hastalarının çok sevdiği, anne babasının el üstünde tuttuğu örnek bir evlattır Iza. Bir gün babasının kanser olduğu haberini alırlar, çok az bir ömrü kalmıştır. Roman da bu haberle başlar. Babasını kaybeden Iza annesini yanında götürür başkente. Geride kalan evi Antal almıştır. Annesinin çok az eşyasını da getirir başkentteki konforlu eve. Bu arada 1950'li yılların başıdır. Annesi ise 76 yaşındadır. Özgürlüğüne düşkün, sadece kendi için yaşayan Iza için de bu yaşta ilk kez böyle bir şehir hayatına tanık olan anne için de her şey çok zorlaşacaktır. Eşinin mezar taşının hazır olduğunu öğrenen Etelka yeniden kente dönecek, biz de elimiz yüreğimizde bundan sonra olacakları göz yaşları içinde okuyacağızdır. Vince'i de Etelka'yı da Antal'i de çok iyi tanıtıyor yazar. Iza'yı ise tüm satır aralarında okuyoruz önce, sonlara doğru da iyice netleşiyor kafamızda. Yaşlılık üzerine yeniden yeniden düşünüyoruz Szabó'yla. Çağa ayak uyduramamak, yaşlandıkça geçmişi daha çok arar olmak,alışkanlıklardan vazgeçmenin yaşlı bir beden ve ruh için ne kadar da zor olduğu fark etmek üzerine de bir roman Iza'nın Şarkısı.Toprak , Ateş, Su ve Hava. Kitabın dört bölümünün adları ki yazarın neden bu adları verdiğini okurken anlıyorsunuz.Sevgiyle büyüse de Iza, karakteri ya da hep dik