"Seni rahatsız eden ardından gittiğin veya kaçtıkların değil; onlar seni bulamaz, sen kendini onların peşinden götürürsün. Onlar hakkındaki yargılarında ihtiyatlı olursan yerlerinden kıpırdamazlar ve sen de peşlerine düşen ya da kaçan biri gibi görünmezsin."
"Bitişiğindeki daldan kesilmiş bir dal olamaz, ancak ağacın bütününden kesilmiş bir dal olur. Benzer şekilde bir insan, sadece başka bir insandan ayrılmaz, bütün toplumdan ayrılır. Dalı bir başkası keser, ama insan yakınından nefret ederek, ona sırtını dönerek kendini ayırır ve kendisini aynı zamanda bütün toplumdan ayırdığını idrak edemez. Yine de yakınlarımızla tekrar birleşmemiz, tekrar bütünün parçası olmamız mümkündür. Ancak sürekli yinelenen ayrılıklar, ayrılan taraf için birleşmeyi zora sokar ve tekrar birleşmeyi güçleştirir. En başından beri ağaçla birlikte büyüyen ve onunla birlikte soluk alıp veren dalla, kesildikten sonra tekrar aşılanan dal bahçıvanların dediğinin aksine aynı değildir. Ağaçla birlikte büyü, ancak aynı kanıda olma."
"Güneş ışığı yukarıdan aşağıya dökülüp her yere dağılır gibidir, dökülür ama yok olmaz, çünkü ışığın dağılması genişlemedir aslında. Güneş ışınları yayıldıkça genişler. Güneş ışınlarının nasıl bir şey olduğunu dar bir aralıktan karanlık bir odaya giren güneş ışığını izleyerek anlayabilirsin. Dümdüz uzanır ve karşısına çıkan ilk katı nesneye vurunca durur; ne geriler ne de yok olur. Düşüncenin yayılıp genişlemesi de böyle olmalıdır: Dökülüp dağılmalı ama genişleyerek. Karşısına çıkan engellere karşı zor kullanmaz, üzerlerinde bir baskı oluşturmaz, sadece durup taviz vermeden bekler ve ulaştığı her şeyi aydınlatır. Çünkü yoluna çıkan bu engel ışığı iletmezse, kendini düşüncenin ışığından mahrum eder."