Komşuyuz yaka yakaya
Birbirine karışır tavuklarımız
Bilmezlikten değil,
Fıkaralıktan
Pasaporta ısınmamış içimiz
Budur katlimize sebep suçumuz
Gayrı eşkiyaya çıkar adımız
Kaçakçıya
Soyguncuya
Hayına…
Kirvem hallarımı aynı böyle yaz
Rivayet sanılır belki
Gül memeler değil
Domdom kurşunu
Paramparça ağzımdaki…
Dört yanım puşt zulası
Dost yüzlü
Dost gülücüklü
Cigaramdan yanar
Alnım öperler
Suskun, hayın, çıyansı
Dört yanım puşt zulası
Dönerim dönerim çıkmaz
En leylim gecede ölesim tutmuş
Etme gel
Ay karanlık…
Şiire yeni başlamış bir delikanlının karşısına Nazım’ı dikerseniz, çocuk paniğe kapılır ve ters akımların uydusu olur yahut ezilir, kötü bir kopyacı kesilir. Üniversite de ve mahpushanede bazı arkadaşlarım ‘Nazım’dan sonra şiir yazmak boşuna bir gayret hattâ saygısızlık’ diyordu. Doğruydu. Ne var ki ‘Nazım gibi şiir yazmak’ ile ‘Nazım’dan sonra şiir yazmak’ arasında vatanımın dipsiz uçurumları gibi bir uçurum vardı.