Hikayeye göre adam, kadını çok seviyor, sevdikçe ruhu büyüyor, eve sığmıyor…
Bülbülün çilesi, yazarın zulası…
İnceden sarma bir sigara, inceden bir bardak…
Hicran isimli bir yara, tuhaf isimli bir roman…
Kafamız iyi, açmayın kapağı, biz böyle iyiyiz.
İlhami Algör, alelacayip aşkların ve oyunbazlığın, hüzünlü dolambaçların yazarı…” diyor. Ve sizi böyle bir kesitle karşılıyor… Farklı ve güzel bir kitap. Müzeyyen artık hepimiz için derin bir tutku…
Tarih, bunu on yedi bin dilde yazmıştı ki, bazı şeylerin bir saatten sonra davası olmazdı. Fakat konu Müzeyyen olunca, ben tarihi falan takmazdım. Nitekim, konuya uygun düşen tarih de beni takmayacaktı.