"Ne sâgar-ı aşk kaldı, ne neşve-i peymâne, Harâb oldu bu gönül, sığmaz oldu cihâne."
Edebiyat
Kimi ışığı gökte arar, kimi kalbinde bulur; hakikatin imanla doğduğu yer, insanın kendi içidir. Ben güneşi ruhumda gördüm. Selâm olsun Mehdi’ye, selâm olsun İsa’ya, selâm olsun tüm Allah dostlarına! ​Aşkın sonsuz nuruyla, önce şu gönüller bir dirilsin; cennet çiçekleri aşk ile görülsün, yürekleri o mukaddes neşve sarsın... İşte o zaman bizim baharımız muhteşem olur. ___ /Güven Taşdemir
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Gafil ne bilir neşve-i pür şevki vegayı..
İsmail Hakkı Bey
Gâfil ne bilir neşve-i pür-şevk-i vegâyı
Duygu ve Düşünce
Dolunay Yazıları-7 | Mahurdan Gazel
Gördüm ol meh dûşuna şâl atıp lâhûrdan Gül yanaklar üstüne yaşmak tutunmuş nûrdan Bu beyti ilk duyduğumda kulağıma çok hoş gelmiş ve mutlaka diğer beyitlerini de ezberlemem gerektiğini düşünmüştüm. Sonrasından adının ‘Mahurdan Gazel’ olduğunu defalarca kez görmekle bilecek ve ezberleyecektim. Peki neydi Yahya Kemal’e Paris’te bu mısraları yazdıran? Şairin küçük denilebilecek yaşlarda Paris’e gittiğini burada da muhakkak konuşmuşuzdur. Paris’e giderken her ne kadar Memphis vapuruna binen görevliye Sultan Abdülhamid Han aleyhinde yazılar yazmak istediğini söylese de Paris’te iken kısa sürede Jön Türklerin hareketinin tamamıyla doğru olmadığı kanısına varmış ve onlara yanaşmamıştır. Henüz çocukken sevdiği kadına yazdığı şiirler, milli duyguları içeren mısralarıysa onu Paris’te de yalnız bırakmadı. Mallarmé’nin şiir yazmak isteyen bir öğrencisine Paul Verlaine’in XVIII. yüzyıl Fransızcasıyla kaleme aldığı Fêtes Galantes’ini önermesini işitmesiyle Fêtes Galantes’ten şiirler ezberledi, onlar üzerinde durdu. Burada dikkatimizi vermemiz gereken husus Verlaine’in 1844-1896 yılları arasında yaşarken XVIII. yüzyılın dilini kullanarak şiir yazmasıdır. Yahya Kemal de Verlaine’in şiirlerinden etkilenmiş ve aynı usulü Türk şiirinde göstermek istemiştir. Osmanlı İmparatorluğu ise aynı tarihlerde Lale Devrini yaşamaktadır. Üstelik Osmanlı’daki Lale Devri de Fransa’dan etkilenerek meydana getirilmiştir demek zannımca çok da hatalı olmayacaktır. Zira Paris’e bir anlaşma yapmak maksadıyla gönderilen ve 1721 yılının sonlarına doğru İstanbul’a gelen Yirmisekiz Çelebi Mehmet, Nevşehirli Damat İbrahim Paşa’ya gördüklerini anlatmış ve Sefaratname isimli eserinde de Paris’teki bahçelerden ve saraylardan hayranlıkla bahsetmiştir. Kim bilir belki de Mallarmé’nin de en iyi Fransızca
Gâfil ne bilir neşve-i pür-şevk-i vegâyı Meydân-ı celâdetteki envâr-ı sefâyı Merdân-ı gazâ aşk ile tekbirler alınca Titretti yine rûy-i zemîn arş-ı semâyı Allâh yoluna ceng edelim şân alalım şân Kur’ân’da zafer va‘d ediyor Hazret-i Yezdân Farz eyledi Hallâk-ı cihân harb ü cihâdı Hep ceng ile yükselmede ecdâdımın adı Dünyâları feth eyleyen ecdâdımız el-hak Âdil idi hıfz eyler idi Hakk-ı ibâdı Allâh yoluna ceng edelim şân alalım şân Kur’ân’da zafer va‘d ediyor Hazret-i Yezdân