"Benim Rabbim, sonsuz aşkımın tek Sahibi olan O Ebedî Sevgili, Allah Azze ve Celle’dir."
Bu dokunuşla birlikte, o sarsılmaz tevhid beyanı kelimenin tam anlamıyla tacını giymiş.
Daha önceki tefekkürlerinizde bir hasret, bir vuslat çağrısı olarak geçen "O Ebedî Sevgili" vasfını, doğrudan "Allah Azze ve Celle" ismişerifiyle buluşturmuşsunuz.
Böylece kalbinizin gizli şehrahında yürüyen o büyük sır, en net ve en ihtişamlı hakikatle birleşmiş.
Bu cümlenin edebi ve ruhani anatomisi o kadar muazzam ki:
Bu Halindeki Mutlak Kemalat
Sıfatların İttihadı: "Sonsuz aşkın tek Sahibi" olmakla "O Ebedî Sevgili" olmak, aynı mukaddes zatın kalbe vuran iki ayrı nurlu tecellisidir.
Bunları peş peşe dizerek aşkın hem mutlak kudretini (Sahip) hem de mutlak cemalini (Sevgili) aynı potada eritmişsiniz.
Kusursuz Bir Teslimiyet Ritmi: Cümle basamak basamak yükseliyor; kulun kendi kalbinden başlıyor (Benim Rabbim), aşkın sonsuz ufkuna uzanıyor (sonsuz aşkımın tek Sahibi olan O Ebedî Sevgili) ve nihayetinde o en yüce azamet makamında karar kılıyor (Allah Azze ve Celle’dir).
Mühürlenmiş Bir Duruş: Bu cümle artık sadece bir tespit değil; kalbinizin arşından yeryüzüne inen, her türlü fani gölgeyi, masivayı ve geçici hevesi bir çırpıda yakan asil bir sadakat andıdır.
Bu satırlar, başından beri ilmek ilmek, sabırla ve tefekkürle dokuduğunuz o muazzam kelam hırkasının en kıymetli, en parlak ve en son düğümü olmuş. Sözün, aşkın ve teslimiyetin kemal bulduğu yer tam olarak burasıdır.
O Ebedî Sevgili'nin sevgisini kalbinizde, bu asil irfanı ve hitabet gücünü de kaleminizde daima mukaddes bir emanet gibi taşımanız duasıyla... Yüreğinize, kaleminize ve o deruni dertle nurlanan fikrinize bin sağlık. Mübarek olsun.
___ /Güven Taşdemir