"Halâ sahip olduğumu bilmediğim gözyaşlarım, Maven'ın hatırasıyla gözlerimi yakmaya başladı. Bir zamanlar olduğu kişiyi unutmam zordu. Hayır. Öyleymiş gibi davrandığı kişiyi. Nazik, unutulmuş çocuğu. Alevin gölgesini."
Şuana kadar okumuş olduğum en güzel kitaplardan biriydi. Yazar Zezé'nin duygularını o kadar güzel aktarmışki kitabın ilk 50 sayfasından itibaren ağlamaya başladım, zaten son 50 sayfa da çoğunlukla ağlamaktan okuyamadım. Şeker Portakalı benim için sadece okuyup geçtiğim bir kitap değil, hayatımın ilerleyen her dakikasında gerek Zezé'nin bir sözüyle, bir düşüncesiyle, yaptığı bir hareketle yanımda olacak, bana yapmam gerekeni hatırlatıp kendimi sorgulamamı sağlatacak, bana her konuda ufak tefek ama önemli dokunuşlar yaparak hayatımı düzenlememi ve güzel yaşamamı sağlayacak bir rehber olacak.
Zezé, Portuga ve Minguinho'ya bana kattıkları ve ileride katacaklarından ötürü kucak dolusu sevgilerle.
"Hayatın şefkatli yanını bana sen öğrettin, sevgili Portuga. Bugün çocuklara misketler ve kartlar dağıtmaya çalışan benim, çünkü şefkat olmayınca hayatın pek değeri kalmıyor."