"Kilisenin önündeki dört dilenci, kasabada her olan bitenden haberdardılar. Kiliseye günah çıkarmaya gelen genç kadınların yüzlerini incelemekte uzmanlaşmışlardı, kadınlar dışarı çıkarken, işledikleri günahı yüzlerinden okurlardı. Küçük çaptaki rezaletlerin tümünü, büyük suçlardan birkaç tanesini bilirlerdi.
"Ve insanların yüreklerinde yer tutup tekrarlanagelen öyküler gibi bunda da yalnızca iyi ve kötü, siyah ve beyaz, uğurlu ve uğursuz vardır, hiçbir şeyin ortası yoktur."
"Çünkü Steinbeck, iflasların birbirini izlediği, işsizliğin, parasızlığın, açlığın kol gezdiği, insanoğlunun umudunun, var olma direncinin seyreldiği bir tarih anında olanca görkemiyle gerçek umudun türküsünü söylemiştir. Tozpembe olmayan gerçek umudun."
"Yani yaşam süreklidir. Gerçi yaşamın kalıpları değişebilir, bireyler uğradıkları yıkımlar ya da doğa güçlerinin baskısı yüzünden ezilip güçlükler yaşayabilirler ama yaşam temelde asla yok edilemez. Sulara gömülen dev inciyle yenilenir yalnızca."