Merhabalar
Bugün Asi çakıltaşı serisinin final kitabı olan Neyt ile geldi. Bu sesiyle çok farklı bir bağım var. Yıllar içinde 3. Kez okudum var her zaman aynı duygu barındırması çok güzel. Asi'mm..
"İnsanı bu denli mutlu eden şeyin aynı zamanda onu öldürecek şey olması ne garip değil mi?"
3. Kitabın sonunda Asi artık babasını yaralıyor. Yıllardır kızında açtığı yara yetmemiş gibi. Ne üzülüp neye sevineceğimi şaşırdım resmen. Ve bi seriye yine veda etmeye hazır değilim onu anlıyorum bu satırları yazarken.
Yağmur severler burda mı evet yağmur yağdıran bir kitap. Yağmurla başladık, yağmurla devam ediyoruz, yağmurla veda edeceğiz. Yağmur yağdıkça kahve mi aldım. Birde bu kitapta bütün yan karakterlere bağlanmamak elde değil gerçekten hepsinin ayrı ayrı hikayesini okumak isterim. Yaşamış oldukları hayat ve birbirlerine olan bağlılıkları dostlukları muhteşemdi.
İlk kitaplardaki sırlar ortaya çıktı ve Karan'ın öğrendikleri fazlasıyla ağırdı. Bomba gibi düştü önüne gerçekler ama Asi her daim yanında ve destekcisi oluyor. İkili artık daha sağlam sıkı sıkı kenetleniyor. Beni çok fazla ağlatsanızda süprizleriniz çok güzeldi.
Asi'mmm yaralı kuzum kendini önceden gösteremiyordun ama artık seni deli gibi gören bir adama sahipsin.
Sonlarının mutlu olması beni çok sevindirdi çünkü hepsi fazlasıyla hırpalandı ve yaralıydı artık gülmeleri gerek. Neyt benim kalbimi taşıyan damardı. Nabzımdan canıma fısıldıyordu "damar yolumsun".
1726 bir yağmur meselesi sevgimiz.... Son pardon sonsuz....
@binnurnigiz
Selam kızlar! Sıfır Noktası 2 kitap yorumuyla geldim
Yorumum: Öncelikle ben birinci kitapta evrene pek adapte olamamıştım. Yazarın kalemine baya yabancılık çekmiştim bu sebeple kitaba karşı bir
Şafak tüm ışıklarını yaktı.
Güneş, akşamüstü intihar etti.
İçimde büyüttüğüm kız çocuğunun elini tutup
benden uzaklaşmaya başladığında,
uzun boyu kadar derin bir kuyunun önünde durmuş,
kuyunun dibinde ölmüş güneşin sönmüş cesedini izliyordum.
Beklediği kişi gelmediğinden ölemeyen o insandım;
ölüm döşeği yaşadıklarımdı.
Suya düşen yansımama bakıyordum.
Boğuluyordum, ölmek nedir bilmiyordum.
Yanıyordum, sönmek nedir bilmiyordum.
Diniyordum, bitmek nedir bilmiyordum.
Ne kadar kesilmem gerekiyorsa tam sırasıydı, kesileyim diyordum
ve bir makas usulca kesmeye başlıyordu zamanı.
Zamanın damarındaydım.
Zaman ile birlikte kesiliyordum.
Zaman ile birlikte kanıyordum.
Elini tuttuğu küçüklüğümle dönüp o siyah gözleriyle bana baktı.
Ve acıların bile kurutamadığı damarlarımı,
o kasım gecesi ekmek bezine sarılan bebeğin
siyah gözlerinde gördüklerim kurutmaya başladı.
Görüyordum.
Neyt benim kalbimi taşıyan damardı,
Nabzımdan canıma fısıldıyordu.
“Damar yolumsun.”
NeytBinnur Şafak Nigiz · Dokuz Yayınları · 20191,330 okunma
“Şeytanın gözyaşları bir meleğin kanatlarındaki ateşleri söndürmeye yetmedi. Meleğin kanatlarına dökülen gözyaşları benzin oldu, ateşleri harladı. Meleğin bembeyaz kanatları kor oldu, kızardı, soldu; kül oldu, grileşti. Şeytan ağlamaya, melek yanmaya devam etti; şeytanın gözyaşları kuruduğunda şeytan artık daha kötü bir kalbe sahipti, melek ise çoktan sönmüş,küle dönmüştü.”
Bu seriyi her okuyuşumda hiç sıkılmadan aynı heyecan ve aynı tebessüm ile okuyorum garip bir şekilde ne kadar okusam hiç sıkılmıyorum tekrar ve tekrar başlayasım geliyor seriyi kaçıncı okuyuşum artık bilmiyorum saymayı bıraktım diyebilirim… sanırım ilk kitaptan sonra en sevdiğim kitap finale yaklaştığımız kitaplar oldu bu seriyi bilen bilir ilk kitabından son kitabının ortalarına kadar acı ve hüzün okuyucuyu hiç bırakmaz serinin son kitabının ortalarından sonra her şey değişmeye başlar ve bu buruk mutlu tebessümleri okumaktan keyif alıyorum sanırım bu seriyi sevmemin asıl nedeni yazarın bolca kullandığı o güzel ve anlamlı betimlemelerde kendimi bulmam o betimlemeri okurken büyünlenmek…
NeytBinnur Şafak Nigiz · Dokuz Yayınları · 20191,330 okunma
Şafak tüm ışıklarını yaktı.
Güneş, akşamüstü intihar etti.
İçimde büyüttüğüm kız çocuğunun elini tutup benden uzaklaşmaya başladığında, uzun boyu kadar derin bir kuyunun önünde durmuş, kuyunun dibinde ölmüş güneşin sönmüş cesedini izliyordum.
Beklediği kişi gelmediğinden ölmeyen o insandım; ölüm döşeği yaşadıklarımdı.
Suya düşen yansımana bakıyordum.
Boğuluyordum, ölmek nedir bilmiyordum.
Yanıyordum, sönmek nedir bilmiyordum.
Diniyordum, bitmek nedir bilmiyordum.
Ne kadar kesilmem gerekiyorsa tam sırasıydı, kesileyim diyordum ve bir makas usulca kesmeye başlıyordu zamanı.
Zamanın damarındaydım.
Zaman ile birlikte kesiliyordum.
Zaman ile birlikte kanıyordum.
Elini tuttuğu küçüklüğümle dönüp o siyah gözleriyle bana baktı.
Ve acıların bile kurutamadığı damarlarımı, o kasım gecesi ekmek bezine sarılan bebeğin siyah gözlerinde gördüklerim kurutmaya başladı.
Görüyorum.
Neyt benim kalbimi taşıyan damardı,
Nabzımdan canıma fısıldıyordu.
NeytBinnur Şafak Nigiz · Dokuz Yayınları · 20191,330 okunma
Belki ruh halimdendir bilemiyorum ancak kitaba devam edemedim.Çok sıkıldım ve henüz başlarında bıraktım okumayı..Sanki cümleler zoraki yazılmış gibi geldi.
Daha sonra belki tekrar denerim...
NeytBinnur Şafak Nigiz · Dokuz Yayınları · 20191,330 okunma