Kinikler gerçek mutluluğun maddi lüks, politik iktidar ve sağlık gibi dış şeylere bağlı olmadığını vurgular. Gerçek mutluluk bu gibi rastlantısal ve geçici şeylere bağımlı olmamaktır. Tam dış şeylere bağlı olmadığı için, gerçek mutluluğa herkes ulaşabilir. Ve bir kez elde edildiğinde, bir daha yitirilmesi mümkün değildir.
Dediğim gibi, Aristoteles doğadaki değişikliklerle ilgilenmiştir. Maddede daima belli bir biçim alma olanağı saklıdır. Diyebiliriz ki madde kendi içinde barınan bir olanağı gerçekleştirmeye çalışır. Aristoteles’e göre doğadaki her değişiklik, maddenin olanaktan gerçekliğe dönüşmesi demektir.
Platon erkekler kadar kadınların da devleti yönetebileceğini düşünüyordu. Çünkü yöneticilerin şehir devletini akla dayanarak yönetmesi gerekliydi. Kadınların erkeklerle aynı eğitimi alıp çocuk bakımı ve ev işlerinden kurtulmaları halinde aynı akla sahip olabileceğine inanıyordu platon.
.
.
.
.
Ama platon aynı zamanda kadınları eğitmeyen bir devletin sadece sağ kolunu kullanan bir insana benzeyeceğini söyler.
Çünkü gerçek bilgi, kişinin kendi içinden gelmek zorundadır. Başkalarına aktarılabilecek bir şey değildir. Sadece insanın kendi içinden gelen bilgi gerçek “kavrayış”tır.