Fantezi hayal değildir, sınırları belirsiz hayalin sisli dünyasından çıkarılmış donuk bir şablondur sadece; ruhu havasız bırakır. Hayal ise her an biçimden biçime girebilir; tomurcuklanır, saçaklanır, başka hayalleri tozlayarak ruhsallığa yayılır. Oysa fantezi kaskatıdır. Tek karesi değişmeyen bir film şeridi gibi gözün ardına kazılır.
Benim hikâyem böyleydi, diye düşündü Nils. Artık her şeyi biliyordu, resmin tümünü görmüştü. Adım adım, sırasını bekleye bekleye buraya dek gelmişti. Doğmak, havanın, denizin, toprağın, nefretin ve aşkın ne olduğunu öğrenecek kadar yaşamak ve sonunda teşekkür ederek elveda demek. Her şeye rağmen bu büyük bir hikâyeydi, pek çok müsvedde ve taslaklarla dolu bir hikâye, yine de sonu olan bir hikâye, bir uyum ve kabullenme hikâyesi, geçmişe ve değişime dair hikâye. Bir hikâye başladıktan sonra kontrolden çıkar. Kişiye düşen onu sonuna dek izlemektir.