Saf Canavar

Sema Kaygusuz
Tahmini Okuma Süresi:
4 sa. 18 dk.
Sayfa Sayısı:
152
Basım Tarihi:
24 Nisan 2026
İlk Yayın Tarihi:
2026
Yayınevi:
Metis Yayınları
ISBN:
9786053164647
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

9/10
·152 syf.··
2026 56. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 02 Mayıs 2026 21:40
Anlam mı arayacağız yoksa hissedecek miyiz? Konu bütünlüğü mü arayacağız yoksa parçalar mı yol gösterecek? Okur yolunu nasıl bulacak ? Kitap bittiğinde kafamda deli sorular? Hangi karakterin peşinde hangi dünyada ve hangi adalet sistemiyle? Saf ( benlik ) canavar (alt benlik) ??? Karmaşık ve silik bir dış dünyaya açılan bir pencerenin yanında kendi içindeki yoğun ve rahatsız edici bir duygu; hangisinin baskın olduğu çok belli. (Belki de kitaptaki asıl “hal” bu) Duygunun taşkın hali ; tutkunun yıpranmış hatta eksiltilmiş hali ile tamamlanmaya çalışılırken yarım bir aşk varla yok arası yaşanıyor. Geçmişin izleri, geleceğin şekillenmesinde ne kadar etkili , unuttuğumuzu sandığımız sürpriz yapıp yeniden yaşamaya izin verir mi? Bir sürü soru sordum değil mi? Kelleden dişe yeniden dirilim , kimerik kardeşlik ; her şeyi kardeşinden alırken unutmadığı ? ( spoiler yok) Yazılmamış ; yazılmış da unutulmuş (mecburen) söylenmemiş ya da söylenmesi yasaklanmış derken öyle kalmak okumak, anlamak değil hissetmek ; huzura kapılmak değil , sakince okumak, hepsi bu eserde mevcut! Peki alt benliğinizin sizi alt etmesine “canavarın” sizi ele geçirmesine izin vermeyi düşündüğünüz zamanlar olmadı mı hiç? Ya da siz bıraktınız benliğiniz en saf hali mi yönetti sizi hep. Selametle …
1000Kitap
Saf CanavarSema Kaygusuz · Metis Yayınları · 202643 okunma
8/10
·152 syf.·
2026 100. kitabı
Bir eski zamandır gelecek yaşanmış geçmişin bükülmüş hali. Geleceğe dayalı yaşamlarımız daima kendi için iyiyi güzeli rahatı bir nevi cenneti düşler. Cennet ise ölüme yazgılıdır inananın yüreğinde kalbinde. Bu topraklar ise kadimdir. Çok uluslu çok ırklı bir geçmişin üzerine katman katman inşa edilmiştir. Geçmişin güzelliği ve özlemi gelecek planları için bir nirengi noktasıdır. Geleceğe baktığımız pencere geçmişin duvarları arasındadır. Bu duvarın katı yıkılmaz tarafının yanında geleceğin bulutumsu varlığı bizi bulunduğumuz anı yaşatmaz. Hep kaçmakla ulaşmak arasında bir şimdiki zamanda yaşamak farkındalığı azaltır. Kitap bir şimdiki zaman öyküsü ama distopik bir gelecekte geçiyor. İnsanlık bir yokoluş içinde bir çorak dünya içinde varlık mücadelesi vermektedir. Toplum elbette sınıflara bölünmüştür ve kitabın konusu olan bekçilerin isimleri yoktur. Sadece organik bir kanıt aradıkları hayvan ismiyle anılan insanlar bekçiler. Karabalık bizim anlatıcımız. Arkadaşları ise Leo, Semender ve benzeri bekçiler. Ve bekçiler bir organik kanıt bulduklarında kendilerine kardeş kimerik bir organizma yaratıyorlar. Yani teknolji buna izin veriyor. Ama gelecekte bugün kavramı burada anlattığı simgesel olarak bu an. Bir sürü yasağın bir sürü dogmanın içinde geçmişin duvarları arasında pencereden sızan geleceğin güneşi. Umudu ertelemek için bulduğumuz mazeret hep var. Ulus devletin yerini kelimenin tam anlamıyla biyoiktidar almıştır ve iktidar daima kendini yaratanı ezer. Leviathanı yaratan biziz. Ama kitap bir çok eleştiri içeriyor sonu ise sürpriz bitiyor. İnsanın doğayı yok ederken kendini de yok ettiğini fark etmesi dileğiyle.
Saf CanavarSema Kaygusuz · Metis Yayınları · 202643 okunma
7/10
·152 syf.··
Beğendi
·
2026 37. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 08 Haziran 2026 23:35
Sema Kaygusuz okurları, onun hafızayla meselesi olduğunu bilir. Daha doğrusu, bize öğretilen ve dayatılan hafıza fikriyle. Kaygusuz, hafızadan çok onun temsil ettiği düzeni, sınıflandırmayı ve çizgiselliği reddeder. Bu nedenle okuruna başka türlü bir hafızanın, başka türlü bir kazının, başka türlü bir arkeolojinin izini süren bir anlatı sunar; bu kitapta da geleceği acımasız bir yerden kurguladığını görüyoruz. Saat, zamanın kendisi kadar eski. Gelecek geçmişin istilasında. Çizgisellik ve doğrusallık kimin umrundadır ki? Bu kitapta bir dişten insan yaratılabilir, bir kemikten bir canlı devşirilebilir: Mira. Hafıza burada kronolojik bir kayıt değil; parçaların, sezgilerin ve duyguların iç içe geçtiği canlı bir oluş hâlidir. Duygular belleği mühürler. Ve unutulmayan şey çoğu zaman olayın kendisinden çok onda tortulaşan duygudur. Saf Canavar, gelecekten bir hikâye anlatırken evrendeki döngüselliğe yaslanır. Sesten önce boşluk, sözcükten önce imgelem vardır. Anlam o boşlukta dolanıyor diyor yazar. Başlangıç ve son, geçmiş ve gelecek, insan ve hayvan arasındaki sınırlar sürekli yer değiştirir. Belki de bu yüzden roman hafızanın neyi sakladığından çok hangi koşullarda yeniden can bulduğuyla ilgileniyor. Şüphe her zaman iç görüyü doğuruyor. İncelememi kitaptan en sevdiğim cümlelerden biriyle bitirmek istiyorum: “Birden fazla yaşam sürmenin ölümü de birden fazladır.”
Saf CanavarSema Kaygusuz · Metis Yayınları · 202643 okunma
10/10
·152 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
“Kemik sınırdır. Uğradığın her sınır, dışarı çağırır.” Sema Kaygusuz, metaforik ve imgesel anlatımıyla katman katman açılan, uzun süre etkisini sürdürecek yepyeni bir roman bırakıyor.
Saf CanavarSema Kaygusuz · Metis Yayınları · 202643 okunma
10/10
·152 syf.··
Beğendi
·
2026 184. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 21 Mayıs 2026 18:24
Kemiklerime işleyen bir kış günü dizlerime kadar kara batmış, unutulmuş bir ormanın kıyısındaydım. Hayvan yolundan sapıp beni bulmaya mı geldi, yoksa çağırıldım mı, bilmiyorum. Yürüdüğü yeri dolduran göz kamaştıran bir iradeyle kendinden başka hiçbir şeyi içermeyen tastamam bir varlıktı. Altın ışıkların parladığı kürkünde, hareket ettikçe devinen kara benekler yü- zünden aklımı kaçıracaktım. Kuyruğun bilinci, havada salınırken kurduğu denge, bildiğim hiçbir yasaya ait değildi. Kuyru- ğun bağlı olduğu kalp bir tek ormana açıktı. İstesem de leoparın evreninde yoktum. Ondan çıkan bütün imgeler tekrar ona dönüyordu. Ama yaklaştıkça biri daha belirdi fazladan. Bir kadın. Ya benden taşıyordu ya da leopardan. O ormanın sınırında günlerdir yolunu gözlediğim bir kadındı hayvanla aramızdaki gizli sözleşme. Leoparın değil, benim artığımdı. 11 11/145
Hayata Dair
Saf CanavarSema Kaygusuz · Metis Yayınları · 202643 okunma
Puan vermedi·152 syf.··
2026 48. kitabı
Saf Canavar, distopik bir gelecekte, Munzur Dağları çevresinde soyu tükenmiş hayvanları ve insan kalıntılarını aramakla görevli "bekçiler"in yaşadığı bir dünyada geçiyor. Bu dünyada devlet, nüfus azalmasına karşı ölüleri kemiklerinden genetik yöntemlerle diriltip sisteme eklemlendiriyor. Hikâyeyi, hikâye anlatmak nedeniyle sıkça cezalandırılmış yasadışı bir hikâyeci olan Karabalık'ın ağzından dinliyoruz. Bekçi Leo, bir toplu mezarda bulduğu bir azı dişi vesilesiyle karakteristik bir dönüşüm yaşar. Bu diş, onun kendi diriltme isteğinin doğmasına yol açar. Kemikten yaratılan kimerik kardeş Mira, hafızası silinmiş olarak dünyaya gelir ama bedeni bir şeyler hatırlıyordur. Kaygusuz, karakterler arasındaki ilişkiyi; bürokratik metinler, Mezopotamya dillerinden derlenen duygu sözcükleri ve mitolojik hikâyeleri yan yana getirerek kurmuş. Roman için hem bir distopya hem de dilin, hafızanın ve varoluşun birbirini nasıl inşa ettiği üzerine felsefi bir soruşturma diyebilirim.
Saf CanavarSema Kaygusuz · Metis Yayınları · 202643 okunma
Saf Canavar — Bir Teslimiyet Anlatısı
8/10
·152 syf.··
Beğendi
·
2026 42. kitabı
Sema Kaygusuz'un Saf Canavar'ı, ilk sayfasından son sayfasına kadar tek bir görüntünün çevresinde dönüyor: leopar ile Mira arasındaki, dile getirilemeyen ama hiç kaybolmayan bağ. Roman bu bağı baştan kurar — kara batmış bir ormanda, "kendinden başka hiçbir şeyi içermeyen tastamam bir varlık" olarak beliren leopar, Mira'nın asla ulaşamayacağı bir bütünlüğün simgesidir. Mira ise bu tamlığın "artığı"dır — insan dişinden üretilmiş, hem ondan hem ondan değil. Romanın büyük kısmı, Mira'nın bu eksiklikle nasıl yaşadığını izler: topluma ortasından dahil olmuş biri olarak, başkalarının göremediği her şeyi çıplak gözle gören, ama hiçbir şeyin içine tam olarak ait olmayan bir varlık. Bu, klasik "yapay insan gerçek insan olabilir mi" sorgusunun bilimkurgudaki alışıldık biçimidir — ama Kaygusuz bu soruyu sona kadar taşımaz. Onun yerine soruyu iptal eder. Çünkü final, Mira'nın insanlığa doğru bir yolculuğun sonunda bir cevaba ulaştığını göstermez. Mira ve "kimerik" kardeşinin öldürmek üzere olduğu leoparı bir silahın önünden kurtarmak için kendini feda eder. İlk bakışta bu bir "tamamlanma" gibi okunabilir — Mira, ulaşamadığı tamlığı koruyarak ona dokunur sonunda. Ama bu okuma, romanın asıl sertliğini yumuşatır. Daha doğru ve daha acı bir okuma şu: bu bir teslimiyettir. Mira'nın seçimi değildir bu — sistemin ona bıraktığı tek çıkış kapısıdır. Roman boyunca kurulan baskıcı düzen, Mira gibi "artık"lara hiçbir gerçek varoluş alanı bırakmaz; ne insanların arasında bir yer, ne doğaya tam bir dönüş. Tek mümkün hareket, kendini bir başkası — daha "saf" olan, daha "tamam" olan bir varlık — için yok etmektir. Bu yüzden final bir aşkınlık değil, bir tükeniştir. Burada Saf Canavar'ın asıl canavarlığının ne olduğu ortaya çıkar: canavar, Mira değildir. Canavar, kendi ürettiği varlığa hiçbir
Duygu ve Düşünce
Saf CanavarSema Kaygusuz · Metis Yayınları · 202643 okunma

Yazar Hakkında

Sema KaygusuzYazar · 12 kitap
Sema Kaygusuz, Türk yazardır. Hikâye, roman ve deneme türünde eser vermektedir. Sema Kaygusuz, Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesi'nin halkla ilişkiler ve tanıtım bölümünden 1994 yılında mezun oldu. Öğrencilik yıllarında radyo oyunu, koreografi ve tiyatro ile ilgilendi. İlk öyküleri Kitap-lık, Adam Öykü, Varlık, Düşler Öyküler dergilerinde yayımlandı. Hazırladığı ilk dosya 1995 yılında Yaşar Nabi Nayır Gençlik Ödülü'ne, ikinci dosya ise 1996 yılında Gençlik Kitabevi İkincilik Ödülü'ne değer bulundu. Ancak, ödül alan bu iki dosya, kitap olarak yayımlanmadı. 2016 yılında Barbarın Kahkahası başlıklı romanıyla 71'inci Yunus Nadi Ödülleri'nde roman dalında birinciliğe layık görüldü. Bu romanı 1997 yılında Ortadan Yarısından, 2000 yılında Sandık Lekesi ve 2002 yılında Doyma Noktası başlıklı hikâye derlemeleri takip etti. Sandık Lekesi başlıklı kitabıyla 2000 yılında Cevdet Kudret Edebiyat Ödülü’nü kazandı. İlk romanı Yere Düşen Dualar edebiyat çevrelerinden çok iyi eleştiriler aldı. La Chute des Prieres başlığıyla Fransızca'ya tercüme edildi. Fransa'nın önemli gazetelerinden biri olan Libération gazetesi, romanı "Dikkat, Yere Düşen Dualar!" başlığıyla kitap ekinin kapağına taşıdı. Yazıyı kaleme alan Marc Semo, romanı "İnsan ruhuna dokunan lirik bir şiir." olarak nitelendirdi. Yere Düşen Dualar, Fransa, İsveç, Norveç ve Almanya'da da yayımlandı. Yeşim Ustaoğlu'nun İspanya San Sebastian Uluslararası Film Festivali'nde Altın İstiridye Ödülü alan Pandora’nın Kutusu (2008) adlı filminin senaryosunu yönetmeniyle birlikte kaleme aldı. 9 Mayıs 2023 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi. Sema Kaygusuz, Atlas dergisinde gezi ve seyahat yazıları yazmayı ve yaratıcı okuma hakkında atölye çalışmaları yapmaktadır.