Kitabın türü kapakta anlatı olarak belirtilmiş olsa da yer yer sayıp dökmelerle anlatının kalp atışı hızlandırılmış.
7 bölümden oluşan kitabın bir kaç anlatısı birbirinin devamı niteliğinde diğerleri ise bağımsız.
Bölümlerde yer alan ana konulardan bazıları: Musa Anter, Birhan Keskin, kalaycı çingene, kelebekler...
Görünenden ziyade arka yüzünü merak edişim beni röntgenci yaptı. Fakat benim imkanlarım el vermediği için Sema Kaygusuz Ayfer Tunç, Şule Gürbüz gibi çektikleri toplumsal, bireysel röntgenleri cömertçe sergileyen yazarların eline bakar oldum. Ha memnun değil miyim? O nasıl söz, memnuniyet kapı komşum.
Hoop geri dönüyorum kitaba: Kibar ve düşündürten dili ile toplumda ezildiğini ve hor görüldüğünü düşündüğü grupların , canlıların sesi olmuş .
Okumazsanız hatrım kalır.
Tebessüm hayatınızdan eksik olmasın.
Öff yani öffff... Kendisi bir yana övgüleri bir yana hepsine kocaman bir öffff...
Baştan sona duyar duyar duyar... Zaten övgülere bakın orada da bu duyara övgüler var, ben zor tahammül ettim bunca duyara. İlk kez Sema Kaygusuz okudum, bir tane daha mecbur okuyacağım bir okuma grubu sebebi ile ama bir daha okuyacağımı sanmıyorum.
Böyle bir tayfa var; bir fikirleri var, orijinal de bir fikir bence, yazmayı zaten biliyorlar, fazlasıyla mürekkep yalamış insanlar, onu tartışmıyorum bile ama işte en azından benim nazarımda yetmiyor bu ikisi iyi bir kitabı ortaya çıkarmaya.
Ergen gibi yazmış Sema Kaygusuz. Yani bakın, bu kitaptan hemen sonra aynı gün başka bir kitaba başladım, ilk 10 sayfa sonrasında o kitaba da bu kitaba az sonra aşağıda yapacağım eleştiriyi yaptım ama 20. sayfaya geldiğimde dedim ki yanılmışım, çok sağlam bir kitap bu. Şimdi 50. sayfadayım ve daha 200 sayfa olmasına rağmen tavsiye diyorum, okuyun Pulitzer ödüllü Hisham Matar'ın Dönüş kitabını. iyi kitabın ne olduğunu göreceksiniz.
Dönelim bu kitaba. Ben aynı gün başka kitaba başladım diye iki kitabı kıyaslar gibi girdim ama bambaşka iki kitap tabii, kıyas yapıp da Karaduygun kötü demek çok saçma olur, ancak Karaduygun'u beğenmememe(sonran eklemeli dil problemi) neden olan durumu diğer kitaba başladığımda daha net gördüm.
Benim Küçük İskender'den duyduğum bir metafor var. Sonrasında bir kitaptan ve yazardan ne beklediğimi açıklarken çok sık kullandım ben o metaforu. Küçük İskender ''Yazmak atmaktır;'' der, ''bir sperm gibi, tükürük gibi, ter gibi...'' İşte benim için iyi yazar bu atma eylemi sırasında ketum davranabilendir. Aklına gelen her şeyi atmayandır. Pek çok insanın çok sevdiği Murat Menteş'e mesela sırf bu nedenle acayip tahammülsüzümdür. Murat Menteş sürekli gösteriş yapar, bakın ben sanattan
Karaduygun
26.05.2020
Yazar ile tanışma kitabı olan bu eserde etkileyici öyküleri okumaktan ve Osman Şahin adını not edebilmekten memnunum.Umarım her ikisini okumaktan zevk almaya devam ederim diğer kitaplarında.
.
Hüzünbazlar ile kederlileri kıyasladığı
,terzi ve bal içeren öykülerini oldukça beğendim.
Selamlar
Sema Kaygusuz / Karaduygun
Bu Kitabin baş kahramanı Birhan Keskin'dir.
Karaduygun ne demek, kendi kafasına sığamayandır.
Gelelim kitabın minicik tanıtımına. Karaduygun'un içerisinde 7 öykü bulunuyor, bir kaç öyküsü birbirinin devamı niteliğinde diğerleri ise bağımsız. Ben bal yiyen çocuğu, kalaycı teyzeyi , terziyi çok sevdim her biri birer öykü kahramanıdır. Bunun dışında yazarımız şair Birhan Keskin'le olan diyaloglarını anlatı olarak öykülere yerleştirmiş bu sizde kafa karışıklığına neden olmasın bunu da iliştirmek istedim :)
Kalemini sevdiğim bir yazardır Sema Kaygusuz
Bu kitap küçük anlatılardan oluşmakta, her anlatının kendi içinde derinliği var. Ben en çok terzi ile ilgili olan kısmı sevdim. Ve tabiki hüzünle keder kıyaslamasını. "Hüzün ile keder arasındaki ayrım sınıfsal bir meseledir." sözü beni çok etkiledi.
Sema Kaygusuz'u çok seviyorum, kendine has bir dili var. Önceden Sema Kaygusuz okumadıysanız Barbarın Kahkahası'ndan başlamanızı öneririm, çünkü ilk etapta yazarın diline alışmanız lazım.
Çok acayip bir kalem!!! Yazarın okuduğum ilk kitabı, gerçek mi hayal mi ne okudum, ne anlatmalıyım bilmiyorum, bir düş gördüm sanki! Belli ki yazar oldukça yetenekli, iç içe geçmiş evler arasında gezinmiş hissediyorum kendimi, tavsiye ederim, keyifli okumalar herkese.
"karaduygun, kendi kafasına sığmayandır. düşüncenin yüzyıllar içinde tamamlandığını bilinciyle kör kuyulara dalmayı göze alır. dünyaya alışamaz, tahammül edemez, dünyevileşemez. öç duygusu olmadan dehşete kapılır, iğrenmeden yadırgar, hamasete kanmaz, için için bağışlasa da aynı döngü tekrarlanmasın diye affedemez, sürekli anımsar, anımsadığı için uyuyamaz, uykusuzluk yüzünden unutamaz." diyor kaygusuz kitabın arka kapağında.
karaduygun'a, şair arkadaşı Birhan Keskin in iç kanamaya benzer gizli bir uykusuzluk hastalığıyla başlar, yine onunla bitirir. bu başlangıç ve bitiş arasına, hayal mi gerçek mi olduğunu anlayamadığım çok güzel şeyler sıkıştırır. biraz kırgın, hüzünlü, yabancı karakterlerle tanıştırır bizi. ilk kez sema kaygusuz okudum, okumaya da devam edeceğim. o kadar çok beğendim ki. özellikle Musa Anter le, terziyle, zühal'le ve ezel'le ilgili olan bölümlere hayran kaldım. hele birhan keskin'in uykusuzluğuyla aralara sızması... ne güzel bir kalem, ne güzel bir anlatı, ne güzel bir edebiyattır bu. okuyunuz, lütfen. sevgilerle.
Yazarla tanışma kitabım oldu . Dilini ve anlatılan konuların samimiyeti hoşuma gitti. Mutlaka diğer kitaplarını da okuyacağım.
Gündelik hayattan kurgulanan öyküler bana yakın ilişkiler kurdu.. tavsiye ederim
ben bir şey okudum ama ne okudum kitabı. bir süre sonra tekrar okunması gereken bir kitap bence. kitabı okurken, okumam ve algım topallıyormuş gibi hissettim.
Sema Kaygusuzun dilini özlüyorum ben size de oluyor mu dönem dönem Sema Kaygusuz kitaplarına susuyorum..insan dönem dönem Türkçenin güzel kullanıldığı ince nükteli bir edebiyat arıyor. Çağımızın sorunlarından çok da uzaklaşmasın içinde debelendiğim şu ülkenin sorunları şak diye betimlesin istiyor. Sadece ülke de değil bazen gitmek bir yerden bazen ölmek hoş ölmek de dünyadan gitmektir ya neyse..Sema hanım öyle bir yazıyo ki gerçekten uzaklaşmadan Türkçe ne kadar güzel anlatılabilirse o kadar..Sezen Aksu şarkıları gibi geliyo bana onu da dinlerken sözlerine hayran olup durur düşünürüm hep..her neyse Sema Kaygusuz okuyun okutun derim ben çağdaş edebiyata inancımı arttırıyor
Sema Kaygusuz, Türk yazardır. Hikâye, roman ve deneme türünde eser vermektedir.
Sema Kaygusuz, Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesi'nin halkla ilişkiler ve tanıtım bölümünden 1994 yılında mezun oldu. Öğrencilik yıllarında radyo oyunu, koreografi ve tiyatro ile ilgilendi. İlk öyküleri Kitap-lık, Adam Öykü, Varlık, Düşler Öyküler dergilerinde yayımlandı. Hazırladığı ilk dosya 1995 yılında Yaşar Nabi Nayır Gençlik Ödülü'ne, ikinci dosya ise 1996 yılında Gençlik Kitabevi İkincilik Ödülü'ne değer bulundu. Ancak, ödül alan bu iki dosya, kitap olarak yayımlanmadı. 2016 yılında Barbarın Kahkahası başlıklı romanıyla 71'inci Yunus Nadi Ödülleri'nde roman dalında birinciliğe layık görüldü.
Bu romanı 1997 yılında Ortadan Yarısından, 2000 yılında Sandık Lekesi ve 2002 yılında Doyma Noktası başlıklı hikâye derlemeleri takip etti. Sandık Lekesi başlıklı kitabıyla 2000 yılında Cevdet Kudret Edebiyat Ödülü’nü kazandı.
İlk romanı Yere Düşen Dualar edebiyat çevrelerinden çok iyi eleştiriler aldı. La Chute des Prieres başlığıyla Fransızca'ya tercüme edildi. Fransa'nın önemli gazetelerinden biri olan Libération gazetesi, romanı "Dikkat, Yere Düşen Dualar!" başlığıyla kitap ekinin kapağına taşıdı. Yazıyı kaleme alan Marc Semo, romanı "İnsan ruhuna dokunan lirik bir şiir." olarak nitelendirdi. Yere Düşen Dualar, Fransa, İsveç, Norveç ve Almanya'da da yayımlandı.
Yeşim Ustaoğlu'nun İspanya San Sebastian Uluslararası Film Festivali'nde Altın İstiridye Ödülü alan Pandora’nın Kutusu (2008) adlı filminin senaryosunu yönetmeniyle birlikte kaleme aldı. 9 Mayıs 2023 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi.
Sema Kaygusuz, Atlas dergisinde gezi ve seyahat yazıları yazmayı ve yaratıcı okuma hakkında atölye çalışmaları yapmaktadır.