"Ailelerinin onlardan istedikleri kişi olma yolunda, ne istediklerini bilmeden ve en güzel yaşlarını kaçırarak sürüyü takip ediyorlardı. Sürü psikolojisi belki de en derinlerde kafamıza kazınan ve kocaman bir soru işaret olan durumdu. Gerçekliği tartışılmaz bu durum karşısında çoğu zaman o sürünün içinde yem olacağımızı bile bile ilerliyorduk. Kurtlar kuzuları yalnızken avlasa bile, avlamak için pusuya düşürdükleri kuzuları hep kocaman bir hedef gibi birlikte ilerleyen sürülerden bulmuyor muydu?"
"Aşk denilen şey de zaten bu değil miydi? Esasında acının kendisi. Ama acıyı dahi sevmek bile bile. Göz göre göre hem de. Rüzgârı arkana almak değil de karşına almak değil miydi? Bilmediğin sulara atlamak ama her defasında farklı kıyılara çıkmak. Eline kına yakmak belki, sarmak ama sabah uyandığında nasıl bir şekil alacağını bilmemek gibi."
"Bazen ayılmak için yüzünüze defalarca kez soğuk su çarpmanıza gerek kalmaz, içtiğiniz her şeyi kusmanıza veya sert bir kahve içmenize. Bazen gerçeklerin soğuk duvarına tosladığınızda buz gibi bir suyun etki yapamayacağı kadar çok ayılırsınız. Gerçeklerin sertliği bir kahveden daha etkili olabilir çoğu zaman. Ama asıl önemli olan içinizde ağırlık yapan, kusmanız gereken anlardır."
"Sabahına uyanmak istemediğin bir gecede yapman gereken tek şey hiç uyumamaktır diye geçirdim içimden. İnsan seçemiyordu çünkü ne kendini ne de kendisini seçeni. Ama kaçmak lazımdı bazen, karşındaki bir ateş gibi seni yakarken kaçmak. Daha kaç gecenin koynunda saklanıp hangi Ay'ın gölgesinde soluklanacaktım."