"İnsan neden kendini içkiye verir anlamazdım ya ben, şimdi anlıyorum bazen tüm düşüncelerin uyuşması gerektiğini. Ciğerlerini yaka yaka neden içerlerdi şu sigarayı onu da bilmezdim ya, acıya tutunurmuş bu insanlar birkaç nefes daha alabilmek için yaşamlarının kıyısında. Ve artık uçurumun eşine kadar koşarak ama atlamamak için o uçurumdan, kendi bacaklarına sıkacak kadar acıya hem de."
"Aramızda şiirsel bir sükûnet hakimdi. İnsanlar böyle ağır meseleleri bir de hiç ses çıkarmadan konuşunca ister istemez dudaklar mühürleniyordu. Bir önemi var mıydı? Yan yana olduğumuz sürece hiçbir şeyin önemi yoktu."
"Kitap karakterleri bilirdi ki bir yerde bir son varsa, orada mutlu bir şey olmazdı. Ancak siz ve ben bir kitap karakteri değildik bayım, mutlu olmamak için hiçbir sebebimiz yoktu."
"Çünkü bayım, bakın ufka; siz de göreceksiniz elbet, nasıl ki o güneş gökyüzüne asılı kalmışsa, o kayıklar o suyun üzerinde ilerlerken tıpkı bir bütün gibi duruyor ve o suya muhtaç oluyorsa, ben de aynı şiddetle muhtacım size. Bakmayın öyle suratıma aklımı kaçırmışım gibi, siz de bir o kadar muhtaçsınız bana; isimsizliğime, kimsesizliğime, yalnızlığıma ve muhtaçlığıma."